YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12450
KARAR NO : 2011/18212
KARAR TARİHİ : 06.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalıdan 15.12.1989 tarihli harici gayrimenkul satış sözleşmesi ile taşınmaz aldığını, davalının taşınmazın bedeli olan üç milyon iki yüz elli lirayı nakden ve tamamen aldığını ancak taşınmazın tapuda satışını vermediğini, … olduğu satış bedeli ile kabul edilen senelik beş milyon tazminatı da ödemediğini, bu nedenlerle ileride doğacak hakları saklı kalmak kaydıyla 3.250,00TL’nin alındığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve senelik 5.000,00TL tazminat bedelinden 16.750,00TL tazminatın hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 6.349,77TL’nin dava tarihi olan 24.11.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaca talebin reddine,karar verilmiş; hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu taşınmaz tapulu olup tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi 2011/12450-18212
Biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir. (EMK.634 yeni M.K. 706, BK. 213, Tapu Kn. 26 ve Noterlik Kn. 60. md.leri) O nedenle geçerli sözleşmelerde olduğu gibi, taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda, taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler. Ne var ki hukuken geçersiz sözleşmeden kaynaklanan bu nitelikteki bir uyuşmazlığın haksız iktisap kurallarına göre çözümlenip tasfiye edilebilmesi için öncelikle haksız iktisabın kapsamını tespitteki ilke ve esasların açıklanmasında zaruret vardır. Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder. Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Bu husus hakkaniyetin ve adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki zenginleşme iade borçlusu yedinde haksız zenginleşme olarak kalacak, iade borçlularının iadede direnmelerine neden olacaktır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında davacının 15.12.1989 tarihinde tanzim edildiği dosya kapsamından anlaşılan harici satım sözleşmesi ile davalıya ödediği bedelin akdin ifasının imkansız hale geldiği dava tarihindeki ulaşacağı alım gücünün belirlenmesi gerekir. Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca alım gücünün belirlenmesinde enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmaktadır. Dairemiz yerleşik içtihatlarında belirtilen ekonomik etkenler sınırlı olarak sayılmamıştır. Denkleştirici adalet ilkeleri ile geçersiz sözleşmelerin tasfiye edilmesindeki amacın adalet ve hakkaniyet duygularını zedelemeyecek bir sonucun elde edilmesi olduğu hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Öyle olunca mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki ekonomik etkenlere ek olarak dava konusu taşınmazın bulunduğu yöredeki emsal taşınmaz fiyatları ve borsa endeksi de kullanılarak ödenen bedelin dava tarihinde ulaşacağı alım gücünün belirlenmesi ayrıca banka mevduat faizlerininde yıllar itibariyle Merkez Bankasından sorulmak suretiyle ekonomik kriterlere dahil 2011/12450-18212
edilmesi ve yine her yıla ait nemaların ve artışların yıllar itibariyle ana paraya eklenerek hesaplanması bu konuda uzman bilirkişi kurulu oluşturulmak suretiyle rapor alınması ve raporların taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli olması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalının tüm,davacının sair temyiz itirazlarının reddine, davacının (2) nolu bentte yazılı nedenler ile temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 350.15 TL. kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 06.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.