YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12527
KARAR NO : 2011/18512
KARAR TARİHİ : 12.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı … Belediyesi Başkanlığı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, … Merkez’de bulunan 9922 ada 8 parselin 1993 yılında … Belediyesi tarafından kendisine satıldığını ve adına tescil edildiği halde daha sonra Maliye Hazinesinin (… 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/126 Esas) açtığı dava sonucu tapu kaydının iptaline … adına tesciline karar verildiğini, dava nedeniyle uğradığı zarar karşılığı fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 25.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …Belediyesi, davacının davasını maliye hazinesine yöneltmesi gerektiğini, idari yargının görevli olduğunu belirterek davanın usulden ve esastan reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının 1993 yılında ödediği paranın denklendirici adalet ilkesine göre ulaştığı değer olan 4.030,73 TL.nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı … Belediyesinden alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı … Belediyesi tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, eldeki davasında tapuda davalı … adına kayıtlı olan taşınmazı 1993 yılında satın aldığını, daha sonradan dava dışı hazinenin açtığı dava sonucunda anılan taşınmazın evveliyatının orman olması nedeniyle adına olan tapu kaydının iptal edildiğini ve böylece taşınmazın elinden çıktığını, dava dışı … adına tescil edildiğini ileri sürerek taşınmazın rayiç değerinin tahsiline karar verilmesini istemiş; mahkemece, 2011/12527-18512
Taşınmazın evveliyatının orman olması nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunu ve bu nedenle davacının taşınmazın rayiç değerini değil, ancak ödediği satış bedelinin aktin ifasının imkansız hale geldiğinin anlaşıldığı tapu-iptal davasının kesinleştiği tarih olan 9.11.2007 tarihi itibariyle denkleştirici adalet ilkelerine göre ulaştığı değerini isteyebileceği gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Toplanan delillerden ve dosya kapsamından davaya konu taşınmazın ihale yolu ile davalı … tarafından davacıya satıldığı ve 1993 tarihinde tapuda satış işleminin gerçekleştirildiği, bundan sonra dava dışı Maliye Hazinesinin davacıya karşı açtığı dava sonucunda anılan taşınmazın evveliyatının orman olması ve özel mülkiyete konu yerlerden olmaması gerekçesiyle tapu kaydının iptali ile … adına tesciline karar verildiği, verilen hükmün derecaattan da geçmek suretiyle 9.11.2007 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmaktadır.
Davacı ile davalı satıcı arasında 1993 tarihinde tapu sicil memuru huzurunda sözleşmenin düzenlendiği anda taşınmazın davalı … adına kayıtlı olduğu ve taşınmazın evveliyatının orman olduğuna dair tapu kaydında herhangi bir şerhin bulunmadığı, dolayısıyla davacının taşınmazın öncesinin orman olduğundan haberdar olmadan taşınmazı satın aldığı açıkça anlaşıldığı gibi bu yön tarafların ve mahkemenin de kabulündedir. Anılan taşınmaz resmi memur önünde MK 706, BK 213, Tapu Kanunun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 maddelerine uygun olarak davacıya satılmıştır. Satış tarihi itibarıyla tapuda satımı engelleyen veya taşınmazın niteliği ili ilgili herhangi bir şerhte bulunmamaktadır. Böyle olunca, yapılan satımın geçerli bir satım olduğunun kabulü zorunludur. Davacı da, geçerli olan bu satış sonrası dava dışı hazinenin davaya konu taşınmazı üstün hakka dayanarak zaptetmesi nedeniyle davalı satıcının taşınmazın rayiç değerinden sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
BK’nun 189 maddesinin birinci bendinde, “satıcı, satılan şeyin bir üçüncü şahıs tarafından satımın akdi zamanında mevcut bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen zaptedilmesinden alıcıya karşı mes’ul ve zamindir.” yazılıdır. Madde metninden de açıkça anlaşılacağı gibi mevcut ayıp ister subjektif bir haktan, isterse objektif bir hukuk kuralından doğmuş olsun satıcı, devrini taahhüt edip gerçekleştirdiği hakkın kendi malvarlığında mevcut olduğu yönünü de zamindir. Devredilen hak, herhangi bir nedenle devri taahhüt edilen Hakka uygunluk göstermiyorsa satıcı bundan sorumludur. Bu sorumlulukta alıcının zapt nedeniyle uğradığı gerçek zarar kadardır. Somut olayda resmi şekle uygun olarak satış işlemi gerçekleştirilmiş, satış sırasında da taşınmazın tapu kaydında geçmişte orman olduğuna dair herhangi bir şerh bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca davalı … zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca davacının gerçek ve güncel müspet zararından sorumludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.12.2010 tarih ve 2010/13-618 esas ve 2010/668 karar sayılı ilamıda bu yöndedir. Mahkemenin açıklanan bu ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yaparak taşınmazın 9.11.2007 tarihi itibariyle gerçek raiç 2011/12527-18512
değerinin tespiti ile sonucuna uygun bir karar vermesi gerekirken geçersiz satışlarda uygulanan denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapan bilirkişi raporunu esas almak suretiyle yazılı şekilde karar vermiş bulunması, usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalının tüm temyiz itirazlarının Reddine, davacının 2. bentte belirtilen nedenler ile temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA,aşağıda dökümü yazılı 163.21 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 23.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.