YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13125
KARAR NO : 2012/2440
KARAR TARİHİ : 09.02.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının oto alımı için tüketici kredisi kullandığını, kredi sözleşmesi gereğince ödemesi gereken taksitleri zamanında ödemediğini, bu nedenle tarafınca ihtar çekildiğini, ihtara rağmen ödeme yapmayınca davalı hakkında icra takibi başlattığını ileri sürerek icra takibine haksız yapılan itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafca davalıya kullandırılan kredi taksitlerinin ödenmemesi nedeniyle, tüm alacağının muaccel olduğundan bahisle ihtar çekerek 7 gün içerisinde bedelin ödenmesi istenmiş, davalı tarafından ödeme yapılmaması üzerine alacağının tahsili için icra takibi başlatmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.4822 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 10. maddesi tüketici kredisi hükümlerini düzenlemiş olup, davacı ile davalı arasında düzenlenmiş bulunan dava konusu sözleşme de, bu düzenleme kapsamında bir tüketici kredisi sözleşmesidir. Anılan yasa maddesinin birinci fıkrasında tüketici kredisinin tanımı yapıldıktan sonra ikinci fıkrasında da “Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksiti ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az 1 hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir” yazılıdır. Davacı, yasanın bu açık hükmünü göz ardı ederek 19.6.2009 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarnamesinde, kredi borcunun ödenmediğini ve böylece alacağın tamamının muaccel hale geldiğini bildirmiş, akabinde de alacağın tamamı yönünden takip başlatmıştır. Gönderilen ihtarname ile “birbirini izleyen en az iki taksit yönünden ödemede temerrüde düşüldüğünün ve bu iki taksidin 7 gün içinde “ödenmemesi halinde alacağın tamamının muaccel hale geleceği” bildirilmelidir. Aksi halde bu ihtarname hukuki sonuç doğurmaz. Ne var ki, çoğun içinde azın da talep edilmiş sayılacağı kuralı gereğince bu dava ile ödemede temerrüde düşülen taksit miktarlarının istenebileceği kabul edilmelidir. Mahkemece, bu ilkeler çerçevesinde inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 08.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.