YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13321
KARAR NO : 2012/266
KARAR TARİHİ : 16.01.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı banka ile imzaladığı kredi kartı üyelik sözleşmesi uyarınca kullandığı kredi kartına üyelik ücreti adı altında yapılan 35.00 TL lik kesintinin iptali için Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurduğunu, talebinin haklı görülmesi üzerine kredi kartı üyelik ücretinin hesabına iade edildiğini, davalı banka tarafından kredi kartı üyelik sözleşmesinin feshedilerek, kredi kartının iptal edildiğinin bildirildiğini, davalının bu işleminin hukuka aykırı olduğunu, yapılan fesih işlemi nedeni ile zarara uğradığını ileri sürerek 5000 TL manevi tazminatını faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı bankanın davacıya gönderdiği 8.6.2009 tarihli cevapta, yıllık kart ücretinin iptal edildiği ancak bu durumun kendilerine sözleşmeyi fesih hakkı verdiği, kartın iptal edildiği belirtilmiş olup; davacının bu yüzden eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Sözleşme özgürlüğü yasalarca güvence altına alınmış olup, bu özgürlüğün ancak kamu yararı ile sınırlandırılabileceği kabul edilmiştir. Kural olarak herkes dilediği sözleşmeyi yapmakta serbest olduğu gibi, istemediği bir sözleşmeyi sürdürmek zorunda da değildir. Bunun istisnası “iltihaki sözleşmeler” olarak adlandırılan kamu hizmeti görmekte olan (Elektrik, su işletmeleri gibi) kamu idare ve müesseseleri ile bunlardan hizmet alan şahıslar arasında kurulan sözleşmelerdir. Bu tür sözleşmelerde kamu idare ve müesseseleri kar amacından ziyade kamu hizmeti görmekle yükümlü olduklarından talep eden her şahısla sözleşme yapma zorunlulukları vardır.
Bankalar bunun aksine kar amacıyla kurulan müesseselerdir. Bu yüzden gördükleri hizmetin karşılığını da isteyebilirler. Ayrıca çok sayıda banka bulunduğuna göre de davacı kendi yükümlülüklerini yerine getirmek kaydıyla dilediği bankadan kredi kartı kullanma imkanına da sahiptir. Bu durumda davacı ile davalı banka arasındaki sözleşmenin iltihaki bir sözleşme olmadığının kabulü gerekir. Bankalar gördükleri hizmetin uygun bir karşılığını istemek hakkına sahiptir. Kredi kartı hizmetinin banka için riski bulunduğu gibi bir maliyeti de bulunmaktadır. Bankanın bu maliyeti kredi kartı kullanıcılarına yansıtması doğaldır. Bankaların 5464 sayılı yasanın 25.maddesi gereğince belirledikleri bu ücreti kart kullanıcılarından istediklerinde bunu ödemeye yanaşmayan kişilerle sözleşme yapmaya zorlanamayacakları gibi, mevcut sözleşmeleri de bundan sonra sürdürmeye zorlanamazlar. Taraflar arasında mevcut sözleşme hükümlerine göre davalı bankanın davacıdan üyelik ücreti isteminin kabul edilmemesi nedeniyle sözleşme özgürlüğü çerçevesinde aralarındaki sözleşmeyi feshetmesi ve kredi kartını kullanıma kapatmasına engel bir hükümde bulunmamaktadır. Mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 77.80 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 16.1.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.