Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/13337 E. 2011/20930 K. 28.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13337
KARAR NO : 2011/20930
KARAR TARİHİ : 28.12.2011

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki uyarlama davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 28.12.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ

Davacı, 22.07.2008 tarihinde davalı bankadan yıllık % 4.68 faiz oranlı aylık 119.374,72 japon yeni olmak üzere 48 ay vadeli konut kredisi kullandığını, Kredinin kullanıldığı 2008 yılında değeri 1.10 TL iken, dava tarihi itibariyle 1.90 2011/13337-20930
TL değerinde olduğunu, aylık olarak 1.277,00 TL öderken 2.268,00 TL ödemek zorunda kaldığını, bu miktarın önlenemez bir şekilde artmakta olduğunu, işlem temelinin çöktüğünü, karşılıklı sözleşmelerde edimler arasındaki dengenin olağanüstü değişimler yüzünden al üst olması ve borcun ifasını güçleştirmesi durumunda işlemin temelinden çökmesi sonucunun doğduğunu, sözleşmede israr etmenin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, aylık gelirinin 2.000 TL ci arında olmasına karşın eğitim ve öğretim masraflarını karşılayamaz hale geldiğini, bu nedenle edimler arasındaki dengenin aleyhine bozulduğunu, işlem temelinin çöktüğünü, dünyadaki ve ülkedeki ekonomik kriz nedeniyle edimini yerine getirmesinin imkansız hale geldiğini, sözleşmelerin yapılmış olduğu tarihteki kura göre Japon yeninin sabitlenmesini ve bu şekilde uyarlanmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacının temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır. Ne varki, yüce çoğunluğun onama yönündeki düşüncesine katılamamaktayız. Şöyleki, Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ilkesi uygulanmaktadır. Özel hukuk sistemiz kişilerin iradi serbestisi esasını benimsemiş ve eşit düzeydeki kişilerin hukuki ilişkilerini düzenlemeyi amaç edinmiş ve belili sınırlar içinde onların iradelerini öne çıkartıp, kamu düzenine aykırı olmamak koşuluyla istedikleri gibi sözleşme yapabilecekleri öngörülmüştür.Sözleşme serbestisi içerisinde muhtelif alt başlıklar halinde serbestiler de bulunmaktadır. Bunlar, sözleşme yapıp yapmama serbestisi, sözleşmenin karşı tarafını seçme , şekil serbestisi, sözleşmenin muhtevasını belirleme serbestisi, tip serbestisi, mevcut sözleşmeyi değiştirme veya ortadan kaldırma serbestisi olarak sayılabilir. Sözleşme serbestisi ilkesi yanında hakimin sözleşmeye müdahale konusunda da yasalarımızda bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak Yargıtay 13 Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu uzun zamandan bu yana sözleşmenin değişen hal ve şartlara uydurulması konusunda istikrarlı bir yol benimsemiş ve Hakimin sözleşmeye müdahalesi müessesesi getirilmiş ve zaman içerisinde geliştirilmiştir. Hakimin sözleşmeye müdahelesi için bir takım kriterlerin olması da kaçınılmazdır. Diğer yandan sözleşmeye müdahale 4077 sayılı Yasanın 4822 sayılı Yasayla değişik metni içinde de ‘haksız şartlar’ kavramı içerisinde 6. maddede düzenlenmiştir. Sözleşmelerdeki haksız şartların neler olduğu bir Yönetmelikle belirlenmiş, Yönetmelik ekinde yayınlanan haksız şartlar yanında Yönetmeliğin 2. maddesinde açıklandığı üzere, taraflardan birisini tüketicinin oluşturduğu tüketici sözleşmelerinde satıcı, sağlayıcı veya kredi veren tarafından tek taraflı olarak ve dürüstlük kuralların aykırı biçimde konulmuş her türlü haksız şartı kapsamaktadır.” Düzenlemesi 2011/13337-20930
Karşısında Tüketici Yasası’nın da değişen hal ve şartlarda hakimin sözleşmeye müdahale edebileceği tartışmasızdır. Diğer yandan uyarlamaya ilişkin 6098 Sayılı Yasaya 138.madde ile aşırı ifa güçlüğü halinde son fıkrasıyla yabancı para borçlarında da bu maddenin uygulama imkanı getirilmiş uyarlama imkanı getirilmiş olup, her ne kadar bu yasanın yürürlüğü 1.7.2012 tarihi ise de; edimler arasındaki aşırı dengesizlik ve işlem temelinden çökmesi olguları karşısında uyarlama isteminin incelenmesi gerekir.
Sözleşmeye Hakimin Müdahalesi için gerekli kriterlerin başında değişen hal ve şartların olağanüstü ve objektif nitelikte olması ve tarafların yüklendikleri edimler arasındaki dengenin aşırı ölçüde bozulmuş olması gelmektedir. Bu durumda hakime sözleşmeye müdahale etme görevi yüklenmiştir. Bu nedenle Hakim bu koşulların bulunup bulunmadığını araştırmakla yükümlü olup, gerekirse bilirkişi incelemesi yapmalı ve uzman bilirkişiden görüş almalıdır. HUMK.nun 275. maddesi gereği hakim uzmanlık gerektiren bir konuda bilirkişiye başvurmalı ve ancak uyuşmazlıkta son sözü Hakim söylemelidir. Bilirkişinin noksan bıraktığı konularda ek rapor alabileceği gibi, yeni bir bilirkişi incelemesi de yaptırabilecektir. Her somut olayın özelliğine göre değişen hal ve şartların bulunup bulunmadığı ve edimler arasındaki dengenin aşırı ölçüde bozulup bozulmadığı ve Dairemizin uzun zamandır uyguladığı işlem temelinin çökmesi halinin varlığı araştırılmalıdır.
Somut olayda; Davacı Tüketici kredisi ve konut kredisi aldığını, sözleşmenin düzenlendiği tarihte değerinin 1.0 TL iken, dava tarihi itibariyle 1.90 TL olduğunu, aylık olarak 1.277 TL öderken, 2.268. TL ödemek zorunda kaldığını, Türkiyeyi ve Dünyayı sarsan ekonomik kriz nedeniyle Japon Yeni’nin olağanüstü derecede yükseldiğini, maaşının 2.000 TL civarında olduğunu, bu borcunu ödemesinin mümkün olmadığını, edimler arasındaki dengenin aleyhte çoğalarak işlem temelinin çöktüğünü, ileri sürmüşse de, bu hususta bir inceleme yapılmadığı gibi ve mahkemece yapılan araştırmanın da yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir. Diğer yandan az yukarıda açıklandığı üzere Sözleşmenin 6. maddesinde Davacı tüketicinin Döviz kurlarındaki artışlar için riski üstlendiği yazılıysa da, 4822 sayılı yasayla değişik 4077 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca haksız şart niteliğinde olup, kredi kullananla sözleşmenin bu maddesinin münakaşa edildiği de kanıtlanamamıştır. Öte yandan, cevap dilekçesine ekli 17.11.2006 tarihli ticaret sicil gazetesi örneğinde Davacı’nın çalıştığını iddia ettiği şirkete ortak olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşme tarihi ise, 22.7.2008 olup, bu tarih itibariyle Davacı’nın mali durumu konusunda yeterli bir araştırma yapılmamıştır. Öte yandan Davacıya Japon Yeninde uzun zamandır artış olmadığı yönünde bir intiba bırakıldığı 2011/13337-20930
iddia olunmuş, ancak bu husus üzerinde de durulmamıştır. Öyle olunca; Mahkemece az yukarıda açıklanan konularda taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli, gerekçeli ve özellikle Hukuk Genel kurulu’nun 17.9.1997 gün ve 1997/1-460 esas ve 1997/651 karar sayılı bozma ilamında belirtilen ilkeler doğrultusunda, aralarında tüketici kredileri konusunda uzman ve Üniversitelerin ilgili bilim dallarından ( ekonomi, bankacılık gibi) seçilecek bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yapılmalı ve dava tarihi itibariyle edimler arasındaki dengesizlik üzerinde durulmalı, değişen hal ve şartların bulunup bulunmadığı araştırılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu nedenle bozulması gerektiğini düşündüğümden yüce çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum.