Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/13400 E. 2012/16050 K. 19.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13400
KARAR NO : 2012/16050
KARAR TARİHİ : 19.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat …ve … geldi davalı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı kurum, umumi mağazacılık yaptığını bu bağlamda davalıdan aldığı çeltiklerin karşılğında makbuz senetleri düzenleyip verdiğini, ancak makbuz senetlerine konu çeltiği kendilerine ait depo yerine davalıya ait depoda muhafaza ettiklerini, bu hususta sözleşme düzenlendiğini, davalının makbuz senetlerini teminat göstererek dava dışı bankadan kredi kullandığını, ancak davalının bu kredi borcunu ödemediği gibi, kendisine muhafaza etmesi için bırakılan çeltikleri elden çıkardığını, davalının çeltiklerin rayiç değerini ödemesi gerektiğini ileri sürerek 2435 ton çeltik bedeli olan 3.287,250,00 TL. zararın vuku bulduğu tarihten itibaren sözleşmede karalaştırılan %27 oranında faizi ile birlike davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı kurumun makbuz senetleri karşılığında dava dışı bankaya yapılan ödeme miktarı olan 1.736.882,08 TL.nin 07.08.2009 tarihinden itibaren yıllık %27 faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kurumun diğer faaliyetleri yanında umumi mağazacılık faaliyetinde de bulunduğu, davacının bu faaliyetleri kapsamında 2435 ton çeltik mahsülünü depolarında muhafaza etmesi için davalıya teslim ettiği ve karşılığında 2435 ton çeltik için makbuz senedi verdiği, davalıya ait depoda muhafaza edilmesi için davalıya teslim edilen bu çeltiğin taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler gereği davalı tarafından davacıya iade edilmesi gerektiği, davacı kurumunda yasa ve sözleşme gereği makbuz senedi ibraz edildiğinde rayiç fiyattan çeltikleri satın alma yükümlülüğünde olduğu, davalının bu makbuz senetlerini bankaya ibraz ederek kredi kullandığı ve ancak kredi borcunu ödemediği, bankanın da makbuz senedi karşılığı davacıdan talepte bulunduğu, çeltiklerin sözleşme ile davalıya teslim edilmesine rağmen davalının bu çeltikleri depodan çıkararak sattığı ve çeltiklerin davalının kusuru nedeniyle davacıya teslim edilmediği dosya içeriğinden anlaşılmakta olup, bu husus tarafların ve mahkemeninde kabulündedir.
Taraflar arasındaki ihtilaf, davalının hangi miktar bedelden sorumlu olacağı noktasında toplanmakta olup, mahkemece davacı kurum taraından dava dışı bankaya makbuz senetleri karşılığında yapılan ödeme miktarının tahsiline karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki mahkemece hükmüne uyulan dairemiz bozma ilamında açıkça davacının 2435 ton karşılığı düzenlenen makbuz senetlerindeki çeltik bedelinin davalıdan tahsili gerektiği belirtilmiş olup, bu husus, yani 2435 ton çeltik bedelinin tahsiline karar verilmesi gerektiği usulü kazanılmış hak niteliğine kavuşmuştur. Bu itibarla mahkemece 2435 ton çeltiğin dava tarihindeki rayiç bedeline hükmedilmesi gerekir. Öte yandan davalının sözleşme gereği kendisine teslim edilen çeltikleri 3. kişiye satarak elinden çıkardığı gibi çeltik karşılığı kendisine verilen makbuz senetlerini de bankaya ciro ederek elinden çıkardığı sabit olduğuna göre, davacı gerek TTK.’nın 744 ve devamı maddeleri ve gerekse taraflar arasındaki sözleşmeler uyarınca davalıya teslim ettiği ve ancak kendisine iadesi mümkün olmayan çeltik ürününün dava tarihindeki rayiç bedelini isteme hakkına sahiptir. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek, dava konusu çeltiklerin dava tarihindeki rayiç değeri hususunda, konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak ve taleple bağlı kalınarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 25.811,15 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 19.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.