Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/13850 E. 2012/5405 K. 05.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13850
KARAR NO : 2012/5405
KARAR TARİHİ : 05.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, kardeşi olan davalıdan taşınmaz satın aldığını, teminat olarak davaya konu senedi verdiğini, ancak erken ödeme nedeniyle satış bedelini 13.500 TL’ye indirdiklerini, bunun için 5.500 TL ödeme yaptığını, daha sonra geri kalan kısmı hazır ettiğini, dükkanın bedelinin ödenmesi nedeniyle resmi devrinin yapıldığını, ancak davalı tarafından dava konusu senedin imha edileceği söylenmesine rağmen icra takibine konulduğunu belirterek senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı, davaya konu senedin dükkan satışı nedeniyle davacı tarafından teminat senedi olarak verildiğini, senet bedeline mahsuben 5.500 TL ödeme yaptığını, bunun senet arkasına yazıldığını, kalan 9.500 TL’nin ödenmediğini, senede güvenerek taşınmazı devrettiğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Birleşen dava ile, taşınmaz satışına konu ödenmeyen 9.500 TL’nin davacıdan(birleşen dosyada davalı) tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece tapu devrine ilişkin resmi senette satış bedelinin ödendiğinin anlaşıldığı ve takibe konu senedin teminat senedi olması nedeniyle hükümsüz kaldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı(birleşen dosya davacısı) tarafından temyiz edilmiştir.
2011/13850-2012/5405
Dava , taraflar arasında yapılan taşınmaz satışına ilişkin olup, davacı, davalıdan satın aldığı taşınmazın satış bedelini 15.000 TL olarak kararlaştırdıklarını, bu borca karşılık davalıya 15.000 TL bedelli teminat senedi verdiğini, daha sonra erken ödeme yapması nedeniyle, satış bedelinin 13.500 TL’ye indirilmesi hususunda anlaştıklarını ve satış bedelinin tamamını elden ödediğini iddia etmiş, davalı ise satışa konu taşınmazı davalının verdiği teminat senedine güvenerek tapuda devrettiğini, satış bedeline mahsuben ödenen 5.500 TL dışında bir ödeme olmadığını savunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık satışa konu taşınmazın satış bedelinde indirim yapılıp yapılmadığı ve satış bedelinin tamamının davacı alıcı tarafından ödenip ödenmediği hususundadır. Dava konusu taşınmazın tapuda satışına esas tapu sicil müdürlüğünce düzenlenen 09.09.2009 tarihli resmi senette satış bedeli olarak 13.500 TL’nin davacı tarafından davalıya ödendiği belirtilmiş ise de, taraflarında kabulünde olan satış bedelinin ödenmesine teminat olmak üzere düzenlenen ve iptal edilmeyen 02.03.2010 vade tarihli senet itibariyle, satış bedeli ödenmeden verilen teminat senedine dayalı olarak davacıya tapuda devrin yapıldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca TMK.’nun 6. maddesi ve HUMK.’nun hükümleri gereğince, taraflarca 15.000 TL olarak kararlaştırılan dava konusu taşınmazın satış bedelinde indirim yapıldığı ve satış bedeline mahsuben ödenen 5.500 TL dışında kalan bedelin davalıya ödendiği hususunda ispat yükü davacı tarafa aittir. Mahkemece ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın BOZULMASINA, peşin alınan 141.10 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.