Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/14355 E. 2012/8962 K. 03.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14355
KARAR NO : 2012/8962
KARAR TARİHİ : 03.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DMÜDAHALE TALEBİNDE BULUNAN:… vekili avukat … …

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas ve birleşen davanın kabulüne karşı davanın açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … … ile davacı …'(nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirketin, …’da mukim bir offshore şirketi olup, Türkiye’de mukim …Limited Şirketinden olan alacağının tahsili amacıyla, 1.11.2005 tarihinde kendisine vekaletname verdiğini, … 5. İcra Müdürlüğünün 2005/24864 esas sayılı dosyası üzerinden, … Şirketi aleyhine 5.412.333,00 Dolar alacağın tahsili amacıyla imlasız icra takibi başlattığını, kesinleşen takip üzerine borçlunun tüm menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczedildiğini, yine borçluya ait olan 26.80 metrelik yatın da 22.12.2005 tarihinde haczedildiğini, davalı tarafından … 1. İcra Mahkemesinin 2006/82 esas sayılı dosyası üzerinden açmış olduğu takibin iptali davasının da reddedildiğini, ne var ki davalı şirketin, vekalet ücretini ödememek amacıyla 12.5.2006 tarihinde bir başka avukata vekalet verip, daha sonra da kendisini de azlettiğini, 1136 sayılı AK.nun 172. maddesi gereğince, bir başka avukatın dosyayı takip etmesine muvafakat etmediğini icra dosyasına 2011/14355 2012/8962
Bildirdiğini, bu durumda vekalet ücretinin tamamına hak kazandığını, davalı ile aralarında yazılı ücret sözleşmesi mevcut olmayıp, icra dosyasındaki takip miktarı, faiz ve feriler hariç 7.349.948,21 YTL olduğundan, Avukatlık Kanununun 164/4. maddesi gereğince, anılan tutarın %20’si olan 1.469.989,64 YTL ile yine aynı Kanunun 164/son maddesi gereğince karşı taraf vekalet ücreti olan 48.829,00 YTL’nin ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 583.800,00 YTL vekalet ücreti alacağının 15.5.2006 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yine bu dava ile birleşen … 3. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2007/564 esas sayılı dosyası üzerinden açmış olduğu davada da, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 200.000,00 TL vekalet ücretinin reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, 12.3.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile de, asıl ve birleşen davada talep etmiş olduğu toplam ücret miktarının 783.800,00 YTL olduğunu belirterek, her iki dava nedeniyle talep miktarını toplam 1.147.992,00 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı, davacı avukatın talimatlara aykırı davrandığını, 32.000 Dolar fazla miktarda masraf aldığını, aradaki güven ilişkisinin zedelenmesi nedeniyle davacıyı haklı olarak azlettiklerini, kaldı ki Avukatlık Kanununun 164. maddesine dayanarak talepte bulunabilmek için, bir dava olması ve bu davanın kazanılmasının gerekli olduğunu, davacının ise, sadece icra takibi yaptığını, herhangi bir dava açmadığını, bu nedenle sözü edilen maddeye göre ücret talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemiş, karşı dava ile de, fazladan alınan 32.000 Dolar masraf bedelinin, fiili ödeme günündeki kur karşılığının faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, alınan 20.1.2010 tarihli bilirkişi raporu gereğince azlin haksız olduğu, davacı avukatın, Avukatlık Kanununun 164/4. maddesi gereğince, takip miktarının Türk Lirası karşılığının takdiren %15’i oranındaki vekalet ücretine hak kazandığı kabul edilerek, asıl ve birleşen davanın kabulüne, 1.147.992,00 TL vekalet ücreti alacağının dava tarihi olan 22.5.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan ücret alacağının tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesi bulunmamaktadır. 5043 sayılı yasa ile değişik Avukatlık Kanununun 164/4.maddesinde, “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.” Hükmü öngörülmüş olup, dava konusu olayda ücret konusu, değeri para ile ölçülen bir icra takibi olduğundan davacıya ödenecek vekalet ücretinin, müddeabihin değerinin %10’u ile %20’si arasındaki bir oran üzerinden takdir edilmesi gereklidir. Mahkemece avukatın alacağı ücret belirlenirken, öncelikle işin niteliği, zorluk derecesi, işe harcanan zaman, sarf edilen emek ve işe katkı değeri dikkate alınmalıdır. Dava konusu olayda, vekalet ücreti talep edilen …, bir dava olmayıp, icra takibi olduğundan, işin niteliğine, avukatın emeğine ve takip konusu alacağın miktarına göre, vekalet ücretine, yasanın belirlediği alt sınır olan %10 üzerinden hükmedilmesi gerekirken, alt limitin üstünde ücret takdirini gerektirecek nedenler bulunmadığı halde, vekalet ücretinin müddeabihin %15’i üzerinden takdir edilip, tahsiline karar veriliş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-6100 sayılı HMK’nun 297/2. maddesi gereğince bir davada istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup, davaların birleştirilmesi durumunda da, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, hüküm kısmında her bir dava hakkında o davaya ilişkin vekalet ücretleri ve mahkeme masraflarıyla birlikte ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur. Somut olayda mahkemece asıl ve birleşen davada, ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması da, ayrıca usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
4-Asıl ve birleşen davalar, aynı tarihte ve kısmi dava olarak açılmış olup, dosyaya ibraz edilen 20.1.2010 tarihli bilirkişi raporundan sonra davacı, 12.3.2010 tarihli ıslah 2011/14355 2012/8962
Dilekçesi davasını ıslah ederek, talebini 1.147.992 TL’ye çıkarmıştır. Bu durumda mahkemece ıslahla artırılan miktara ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, açıklanan husus göz ardı edilerek, alacağın tamamına dava tarihi olan 22.5.2006 tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması da, usul ve yasaya aykırı olup, ayrı bir bozma nedenidir.
SONUÇ:1. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen hükmün, 2. 3. ve 4. bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 3.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.