Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/1464 E. 2011/4923 K. 31.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1464
KARAR NO : 2011/4923
KARAR TARİHİ : 31.03.2011

… vekili … ile … A.Ş. vekili avukat … aralarındaki dava hakkında … 3. Tüketici Mahkemesinden verilen 13.10.2009 tarih ve 1362-429 sayılı hükmün Dairenin 7.10.2010 tarih ve 856-12759 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.

KARAR
Davacı, davalı ile imzaladıkları 4.1.1990 tarihli devre tatil sözleşmesi gereğince, Manavgat İlçesi, Çolaklı mevkiinde bulunan 911 ve 1139 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki … Tatil Sitesinde davacı …’ün F bölgesinde bulunan 4.tip 202 nolu evin 10 nolu devre tatil hakkına sahip olduğunu, davalı tarafından gönderilen 14.2.2005 tarihli yazı ile, yenileştirme ve iyileştirme kapsamında siteye 11.557.000 TL. tutarında harcama yapıldığını, bu miktarın yenileme katkı payı adı altında devre sahiplerinin hisselerine düşen tutarlarda ödemeleri gerektiğinin bildirildiğini, oysa ki sözleşmenin 10. maddesinin c fıkrası gereğince, devre sahipleri olarak ödemekle yükümlü oldukları miktarın, işletme servis bedellerinden ibaret olduğunu, davalının bu servis bedellerini de keyfi olarak fahiş belirlediğini, kapasite artırma ve ek gelir sağlamayı amaçlayan otel, havuz gibi harcamaların devre sahiplerinden talep edilemeyeceğini, bu talebin 4077 sayılı yasa ve yönetmelik hükümlerine ve hakkaniyet ilkelerine de aykırı olduğunu ileri sürerek, davalıya yenileme katkı payı adı altında talep edilen 1.791 TL.ndan sorumlu olmadığının tespitiyle bu konuda yaratılan muarazanın men’ine , işletme servis bedeli olarak ödenmesi talep edilen 1.258 TL. nın hakkaniyete uygun olarak indirilerek bakiyesinden borçlu olamadığının tesbitine karar verilmesini istemiştirrdir.
Davalı, yenileme katkı payına ilişkin talebin, sözleşme, yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiş, birleştirilen davada ise, yapılan bu imalatlar nedeniyle devre tatil hakkının rayiç değerinin arttığını, bu artış oranında da davalı-karşı davacının 2011/1464-4923
Sebepsiz zenginleştiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 2.388 TL. Tazminatın, zenginleşmenin meydana geldiği 29.12.2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl dava yönünden, davanın kısmen kabulüne, davacıların her birinin , yenileme katkı payı olarak talep edilen bedelin, 113,00 TL’lik miktarından borçlu olduğunun bakiye miktardan ise borçlu olmadığının tespitine, 2005 yılı devre servis bedelinin 177,54 TL. Olarak kabulü ile bakiyesi Yönünden borçlu olmadığının tesbitine, birleşen davanın ise, BK.nun 66. maddesi gereğince 1 yıllık sürede açılmadığından zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafın temyizi üzerine hüküm, Dairemizce bozulmuş, davacı taraf bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuşlardır.
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.
2-HUMK.nun 381.maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
2011/1464-4923
Somut olayda, mahkemece hüküm kurulurken kısa kararın 2. bendinde, 2005 yılı devre servis bedelinin 177,54 TL. Üzerinden tesbit edilerek davalı şirketin 1.086 TL. Yönünden davacının borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiş, gerekçeli kararda ise kısa karardan farklı olarak 2.bentte 2005 yılı devre servis bedelinin 177,54 TL üzerinden tahsiline karar verilmiştir. Gerekçeli karar ve kısa karardaki hükmün az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Mahkemece, az yukarda açıklandığı üzere ve 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde, yeniden bir karar verilmesi için çelişkili ve infazda tereddüt yaratacak mahiyette kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenle de bozulması gerektiği , ancak sehven gözden kaçırıldığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacının bu konudaki karar düzeltme talebinin kabulü ile, Dairemizin 7.10.2010 tarihli, 2010/856 esas ve 2010/12759 karar sayılı bozma ilamının diğer kısımları aynen kalarak yeni bent ilavesi ile yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince davacının diğer karar düzeltme taleplerinin reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle, Dairemize ait 7.10.2010 tarihli, 2010/856 E. 2010/12759 K. sayılı bozma ilamına yeni bent ilavesi ile BOZULMASINA, 31.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.