Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/14673 E. 2012/5475 K. 06.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14673
KARAR NO : 2012/5475
KARAR TARİHİ : 06.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, dava miktar itibariyle duruşmaya tabi olmadığından bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sora dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacılar, …Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/629 esas ve 2005/218 karar sayılı dava dosyasında davalının vekili olarak görev yaptıklarını, bu dava nedeniyle 14.300,00 TL vekalet ücretine hak kazanmalarına rağmen, davalının sadece 2.718 TL ücret ödediğini, bakiye ücreti ödememek için de kendilerini haksız olarak azlettiğini, ücret alacaklarının tahsili için başlatmış oldukları icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davacıların aynı nedenle … 2.İcra Müdürlüğünün 2006/1563 sayılı dosyası üzerinden icra takibi yaptıklarını, takibe itiraz etmesi üzerine … 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/262 esas ve 2009/155 karar sayılı dosyası üzerinden açılan itirazın iptali davasının da reddedilip kesinleştiğini, olayda kesin hüküm mevcut olduğunu, kaldı ki davacıların vekaletten istifa ettiklerini, bu nedenle Avukatlık Yasası gereğince vekalet ücreti talep edemeyeceklerini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “Davalı kesin hüküm itirazında bulunmuş ise de, … 2.Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2006/262 esas ve 2009/155 karar sayılı davanın, …İcra Müdürlüğünün 2001/150 esas sayılı takip dosyasından kaynaklanan vekalet ücreti alacağına ilişkin olması nedeniyle eldeki davada kesin hüküm teşkil etmeyeceği, davacıların, 08/06/2005 tarihli
2011/14673-2012/5475
ihtarname ile başka mahkeme ve takip dosyalarındaki vekillikten istifa ettikleri, ancak ücret konusu 2004/629 esas ve 2005/218 karar sayılı dosyasında ise vekillikten istifanın söz konusu olmadığı, yine taraflar arasında düzenlenen 01/12/2003 tarihli avukatlık sözleşmesinde, 2004/629 esas ve 2005/218 karar sayılı dava ile ilgili talep edilecek vekalet ücretine ilişkin olarak herhangi bir düzenleme de yapılmadığı, azlin haksız olduğu” belirtilmek suretiyle, davanın kabulüne, takip konusu asıl alacak miktarı olan 11.582,00 TL’ye ilişkin yapılan itirazın iptaline, bu miktara takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanununun 396/1. maddesine göre vekillikten istifa her zaman mümkün olup, bu istifa vekalet ilişkisini ileriye doğru sona erdiren bozucu ve yenilik doğuran bir işlemdir. Ancak istifa haklı değil ve müvekkil de bu nedenle zarara uğramışsa, vekil bu zarardan sorumludur. Avukatlık Kanununda ise haksız istifa halinde, vekil yönünden Borçlar Kanunundaki aynı konuya ilişkin düzenlemelere göre daha ağır bir sorumluluk esası getirilmiştir. Gerçekten de, Avukatlık Kanununun 174/1 maddesinde “üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat ücret talebinde bulunamaz.” hükmü mevcut olup, bu hükümle, vekaletten haklı bir neden olmadan istifa eden avukatın, Borçlar Kanunundaki vekalet akdine ilişkin genel düzenlemelerden farklı olarak, herhangi bir zarar şartı olmadan da müvekkile karşı sorumlu tutulduğu görülmektedir. Anılan düzenlemeye göre, haksız olarak işi bırakan, vekaletten istifa eden avukat, ücrete hak kazanamadığı gibi, aksine bir hüküm mevcut değilse aldığı peşin ücretleri, kullanmadığı masraf avanslarını da … sahibine iade etmek zorundadır.
Avukatlık Kanununun 171/1 maddesinde düzenlenen “Avukat üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.” ve “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi”nin 2. maddesinde düzenlenen “…avukatlık ücreti, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, … ve işlemler ücreti karşılığıdır.” hükümleri gereğince de avukat, aksine sözleşme yoksa, işi sonuna kadar takip edip sonuçlandırmadan ücretini talep edemez. (Bkz. Aynı doğrultuda HGK. 23.3.1983 4/562-156; HGK. 3.7.1987 3/92-599; 13. HD. 2005/15433 E. 2008/3694 K.; 13. HD.2008/6280 E. 2008/11580 K.) Ancak haksız azil halinde olduğu gibi, avukatın haklı olarak vekillikten istifa etmesi halinde de, işe devam etme olanağı mevcut olmadığından, avukat, haklı istifa tarihi

2011/14673-2012/5475
itibariyle muaccel olan vekalet ücreti alacağının ödetilmesini talep edebilir.
Öte yandan, Vekalet ilişkisi bir bütün olup, vekaletten azil gibi, istifa da, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet eder. Zira, azil ve istifa ile birlikte vekalet akdinin en önemli unsurlarından olan “güven ilişkisi” de sona ermektedir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; davacılar, …Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/629 esas, 2005/218 karar sayılı dava dosyasında, davalı yararına hükmedilen 14.300 TL karşı taraf vekalet ücretinin, bakiye 11.582 TL’lik kısmının tahsili için takip başlatmışlar, takibe vaki itiraz üzerine de, “itirazın iptali” istemiyle eldeki davayı açmışlardır. Sözü edilen dava, davalı …’ya karşı açılmış “Menfi Tespit”, “İstirdat”, “Tescil” ve “Müdahalenin Men-i” davası olup, davacıların davalıyı vekil olarak temsil ettikleri, yargılama sonunda 26/04/2005 tarihinde davanın reddine, 14.300 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verildiği, 09/06/2005 tarihli azilname ile davalının davacıları vekillikten azlettiği, yapılan temyiz üzerine Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin … tarihli kararı ile hükmün onanmasına karar verildiği, karar düzeltme talebinin de aynı Dairenin 17/03/2008 tarihli kararı ile reddedildiği ve kararın bu tarih itibariyle kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Yine aynı taraflar arasında, … 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/262 esas ve 2009/155 karar sayılı dosyası üzerinden görülen davada da, davacı avukatlar … ve … tarafından davalı …’ya karşı, 01/12/2003 tarihli avukatlık sözleşmesi gereğince …İcra Müdürlüğünün 2001/150 esas sayılı takip dosyası ile yapılan ve vekalet ücretinin tahsili için … 2.İcra Müdürlüğünün 2006/1393 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan takip nedeniyle itirazın iptalinin talep edildiği, mahkemece “davacıların 08/06/2005 tarihli ihtarname ile, …İcra Hukuk Mahkemesinin 2005/66 esas, …Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/53 esas, …İcra Müdürlüğünün 2001/150 esas sayılı dosyalardaki vekillikten istifa ettikleri, istifa eden davacı vekillerin avukatlık ücretine hak kazanamayacakları” gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, verilen bu kararın Dairemizce 15/02/2010 tarihinde onandığı, 28/06/2010 tarihinde de karar düzeltme talebinin reddedildiği sabittir.
Görüldüğü üzere, davacıların, dava konusu karşı taraf vekalet ücreti alacaklarının dayanağı olan, …Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/629 esas, 2005/218 karar sayılı dava dosyası henüz kesinleşmeden, 08/06/2005 tarihli ihtarname
2011/14673-2012/5475
ile, davalının vekili olarak yürütmekte oldukları diğer işler olan …İcra Hukuk Mahkemesinin 2005/66 esas, …Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/53 esas, …İcra Müdürlüğünün 2001/150 esas sayılı dosyalardaki vekilliklerinden, haklı bir nedene dayanmadan istifa ettikleri, daha önce görülüp kesinleşen aynı taraflar arasındaki, … 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/262 E 2009/155 sayılı dava dosyası ile sabit olup, davalı ise, davacıların 8/6/2005 tarihli istifaları sonrasında, 9/6/2005 tarihinde davacı avukatları azletmiştir. O halde azilden önce davacıların vekaletten istifa etmeleri ve bu istifanın haklı bir istifa olmadığının, kesinleşen mahkeme kararı ile sabit olması karşısında, taraflar arasındaki tüm vekalet ilişkisi, davacıların haksız istifaları ile sona ermiş olup, Avukatlık Kanununun 174/1 maddesi gereğince, haksız olarak vekaletten istifa eden avukatlar, ücrete hak kazanamayacaklarından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilerek, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 172.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 6.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.