Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/1497 E. 2011/16749 K. 17.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1497
KARAR NO : 2011/16749
KARAR TARİHİ : 17.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile avukat … geldi, davalı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı oğluna 22.8.2006-7.9.2006 tarihleri arasında Türkiye’ye geldiğinde 115.000 euro borç para verdiğini, davalının ödemediğini, yapılan takibe de haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile % 40 inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, hissedarı olduğu taşınmazın kiraya verilmesi ve kira paralarının tahsili vs. Için davacı babasına vekalet verdiğini, ancak kendisine kira bedellerini vermediğini bu nedenle vekaletten azlettiğini, bu konuda aralarında davalar bulunduğunu, çocukluğundan beri hiç bir maddi yardımda bulunmayan davacı babasının bu kadar yüksek parayı vermesinin düşünülemeyeceğini, böyle bir parayı almadığını, kendisinin İngiltere’de yaşadığını bile bile bulunmadığı adrese ödeme emri göndererek takibi kesinleştirmeye çalıştığını ve kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı oğluna elden 115.000 euro ödünç para verdiğini ve ödeme yapmadığını ileri sürerek, ödetilmesi isteği ile davalı aleyhine 21.1.2008 tarihinde icra takibi yapmış ve takip talibinde borcun sebebi olarak ” … elden verilen borç ” ibaresini göstermiştir. Davalı ise, davacı babasından hiç bir şekilde borç para almadığını savunmuştur.
Mahkemece, dinlenen davacı tanıklarının çalışanı; arkadaşı, site yöneticisi olduğu, davacının tanıkların huzurunda ve tatilini Türkiye’de geçirdiği sırada oğluna 115.000 euro gibi büyük miktarlı bir parayı borç olarak vermesinin hayatın olağan akışına uygun bulunmadığından davacı tanıklarının beyanlarının hüküm kurulmasına 2011/1497-16749
Yeterli olmadığı ve davacının yemin teklifi hakkını da kullanmadığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir.
Davacı ile davalı, baba-oğul olduğundan HUMK’nun 293/1 maddesi gereğince tanık dinlenebilir. Dinlenen davacı tanıklarından …; davacının evinde 1,5 yıl kadar çalıştığını, İngiltere’de yaşayan davalının davacı yanına tatile geldiğini ve 15 günden fazla kaldığını, 2006 yılı Ağustos aylarında kahvaltı sırasında … isimli şahsın gelerek davacıya zarf verdiğini davacının bu zarfı davalıya uzattığını ve parayı saydıklarını, konuşmalardan 115.000 euro civarında para olduğunu anladığını, o tarihlerde Datça’da yangın olduğundan tarihi hatırladığını açıklamıştır. Yine davacı tanığı … da beyanında; davalı ve diğer kardeşlerinin sahibi olduğu … merkezinde site yöneticisi olduğunu, davacının kendisine Göztepe’deki babası … Bey’den vereceği parayı alıp Datça’ya getirmesini söylediğini, babasının zarf içindeki parayı verirken, 115.000 euro olduğunu saymasını istediğini, ancak saymadan davacı evine parayı götürdüğünü, kahvaltı sırasında davacıya zarfı verdiğini, onun da oğlu … vermesini söylediğini, davalının zarftaki parayı sayıp 115.000 euro olduğunu söylediğini açıklamıştır. Davacı tanığı … da beyanında, 2006 yılı Ağustos ayında Datça’da davacı evinde bir kaç gün tatil yaptığını, kahvaltı sırasında … Beyin …’dan bir zarf getirip davacı ve davalıya verdiğini ve kenarda davalının parayı saydığını, konuşmalardan 115.000 euro olduğunu anladığını ve davalının babasına teşekkür ettiğini açıklamıştır. Davalı tanığı … ise davalıya davacı babasının küçüklüğünden beri maddi ve manevi açıdan hiç bir yardımının bulunmadığını, 2004 yılından sonra babası ile Türkiye’ye geldiğinde görüşmediğini açıklamıştır.
Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. (HUMK 254 MD) Davacı tanıkları davacının iddialarını teyit eder maliyette beyanda bulunmuşlardır. Dosyada, tanıkların olmamışı olmuş gibi ifade ettiklerini kabule elverişli delil ve olgu yoktur. Bu nedenle davacının iddialarını doğrulayıcı mahiyetteki beyanlarına itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA,825,00 TL duruşma avukatlık parasının davalı alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 17.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.