YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15419
KARAR NO : 2012/20116
KARAR TARİHİ : 18.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı, davalılar avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı asıl … ve vekili avukat … ile davalı … Gıd. Tar. Ve Hay. San. Ve Tic vekili avukat Başak Kasımoğlu’nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan … … A.Ş.’nin vekili sıfatıyla, diğer davalı … Pazarlama Dış Ticaret A.Ş. aleyhine, … 31. İcra Müdürlüğünün 2004/5850 ve 2004/3954 esas sayılı dosyaları üzerinden icra takipleri başlattığını, … 2. Asliye Ticaret mahkemesinin 2005/448 esas, … 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/44 esas ve 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/19 esas sayılı davalarını da takip ettiğini, yargılamalar devam etmekte iken davalıların karşılıklı olarak anlaşarak sulh olduklarını, davalı … … A.Ş tarafından tüm vekalet ücreti ve yapmış olduğu dava ve takip masraflarının ödeneceğinin taahhüt edilmesine rağmen ödenmediğini, söz konusu alacakları nedeniyle her iki davalının da kendine karşı müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, vekalet ücreti alacağı olarak şimdilik 10.000 TL’nin, temerrüt tarihi olan 27.11.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, 25.10.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile, vekalet ücreti alacağını 67.259,65 TL’ye çıkarmış, yapmış olduğu dava takip masrafları nedeniyle de 3.453,04 TL’nin aynı temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılardan … A.Ş., davacının, diğer davalı ile yapılan sulh anlaşmasından haberdar olduğunu, ancak yüksek oranda vekalet ücreti talebinin kabul edilemeyeceğini, … bu dava konusu 10.000 TL’ye bir diyeceklerinin olmadığını, dava ve takip masraflarının ise kendileri tarafından karşılandığını savunarak, diğer davalı … A.Ş. ise, sulh anlaşmasının davacının muvafakatı ile yapıldığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Avukatlık Kanununun 165. maddesi gereğince her iki davalının da davacıya karşı müteselsilen sorumlu oldukları kabul edilerek, 16.02.2010 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen oranlara göre takdiren %15 oranındaki vekalet ücreti alacağı olan 56.153,18 TL’nin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın 10.000,00’lik kısmı için dava tarihinden, 46.153,18’lik kısmı için de ıslah tarihi olan 25.10.2010 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalılardan … … A.Ş.’nin vekili olarak diğer davalıya karşı açmış olduğu dava ve icra takipleri devam ederken, davalıların sulh olduklarını ileri sürerek, vekalet ücreti ve yapmış olduğu tüm masrafların tahsilini talep etmiş olup, her ne kadar dava dilekçesinde masraflar nedeniyle talep miktarını belirtmemişse de, 25.10.2010 tarihli ıslah dilekçesinde, vekalet ücreti alacağı olarak 67.259,65 TL, dava takip masrafları nedeniyle de 3.453,04 TL’nin tahsilini talep ettiğini açıklamış, bu miktarlar üzerinden 1/4 peşin karar ve ilam harcını da yatırmıştır. Buna rağmen mahkemece, davacının sadece vekalet ücreti talebiyle ilgili hüküm kurulmuş, dava ve takip masraflarıyla ilgili talebi konusunda ise, kararın “gerekçe” kısmında herhangi bir açıklama yer almadığı gibi, “hüküm” kısmında da olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Oysa ki, 6100 sayılı HMK’nun 297/2. maddesi gereğince bir davada istek sonuçlarından her biri hakkında hüküm kurulması zorunludur. O halde, davacının ıslah dilekçesi ile talep etmiş olduğu masraf alacakları konusunda mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Hükme esas alınan 16.2.2010 tarihli bilirkişi raporunda, Avukatlık Kanununun 164/4. maddesinde öngörülen %10, %15 ve %20 oranlara göre belirtilen miktarlardan, mahkemece takdiren %15 seçeneğine göre 56.153,18 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. Davacı, ıslah dilekçesi ile Avukatlık Kanununun 164/4. maddesinde öngörülen %10 ile %20 arasındaki oranlardan, %20 orana göre vekalet ücreti talep etmekte haklı olup, yargılama sonunda da davacının sözü edilen yasaya göre ücret talep etmekte haklı olduğu kabul edildiğine göre, mahkemece %15 oran üzerinden ücret takdir edilmiş olması nedeniyle, reddedilen miktar üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, açıklanan husus göz ardı edilerek, takdire göre belirlenen miktara göre reddedilen talep miktarı üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmiş olması da ayrıca usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davalıların tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, 2.501.60 TL kalan harcın temyiz edenden alınmasına, peşin alınan 18.40 TL temyiz harcın istek halinde davacıya iadesine, 18.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.