YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/18484
KARAR NO : 2012/20255
KARAR TARİHİ : 20.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı-karşı davalı vekili avukat … gelmiş, karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile imzaladıkları 21.5.2007 tarihli harici satış sözleşmesi ile davalıdan taşınmaz satın aldığını,taşınmazın kararlaştırılan teslim tarihinin 31.5.2009 olmasına rağmen Haziran 2009 tarihi itibariyle taşınmazın halen inşa aşamasında olduğunu tespit ettiğini,23.7.2009 tarihli ihtarname ile o güne kadar davalı şirkete … olduğu 85.000 Euro’nun % 30’u olan 25.000 Euronun şirket tarafından kesilerek kalan 60.000 Euronun ödenmesi talebinde bulunmuş ise de, ödenmediğini ileri sürerek, 60.000 Euronun dava tarihindeki TL karşılığı olan 132.900 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiş, birleşen karşı davasında ise, sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirerek taşınmazı teslime hazır hale getirdiği halde davalının sözleşme gereği para ödeme yükümlülüğü tahakkuk edince sözleşmeyi yasal olmayan nedenler ile feshettiğini ve ödediğini iddia ettiği bedelden 25.500 Euro düşüldükten sonra kalan bedelin tahsili için dava açtığını, davanın kabul 2011/18484 2012/20255
edilmesi halinde sözleşme gereğince yerine getirdiği yükümleri karşılığı ile sözleşmenin feshi halinde yaptığı harcamalar ve mahrum kalacağı kâr toplamı 74.500 Euro’nun faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının karşı davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı HMK.nun 294.maddesi gereğince mahkeme,yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder.Hükmün tefhimi her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde,gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir.HMK.nun 297/2 maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle,taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların,sıra numarası altında;açık,şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.HMK.nun 298/2 maddesi gereğince de gerekçeli karar,tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Somut olayda, mahkemece hüküm kurulurken kısa kararda “birleştirilen 2010/219 E sayılı davanın kısmen kabulü ile;9.430,99 … bankalarca uygulanacak en yüksek mevduat faiz oranı üzerinden faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde karar verilmiş, gerekçeli kararda ise kısa karardan farklı olarak “birleştirilen 2010/219 E sayılı davanın kısmen kabulü ile;8.930,99 … bankalarca uygulanacak en yüksek mevduat faiz oranı üzerinden faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde karar verilmiştir.Gerekçeli karar ve kısa karardaki hükmün az yukarıda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olduğu açıkça anlaşılmaktadır.Mahkemece, az yukarıda açıklandığı üzere ve 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da 2011/18484 2012/20255
benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde, yeniden bir karar verilmesi için çelişkili olarak kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2. bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davalı birleşen davacıdan alınarak davacı birleşen davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 20.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.