Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/19591 E. 2012/5593 K. 07.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/19591
KARAR NO : 2012/5593
KARAR TARİHİ : 07.03.2012

1-Dilek Karaçam 2-Aysel Karaçam vekili avuka… ile 1-… Yapı Endüstrisi ve Tic. A.Ş. 2-Kentsel Hiz. Yapı ve İşl. San. Tic. A.Ş. vekili avukat İbrahim Erdal aralarındaki dava hakkında … 3. Tüketici Mahkemesinden verilen 7.4.2010 tarih ve 9700-5461 sayılı hükmün Dairenin 7.4.2011 tarih ve 9700-5461 sayılı ilamıyla düzeltilerek onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalılar avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.

KARAR
Davacılar, davalıların güvenliğe ilişkin taahhütlerini yerine getirmemeleri nedeniyle, davalı …..A.Ş’den satın aldıkları daireye hırsız girdiğini,davacı…’in mücevherlerinin çalındığını ileri sürerek, davacı… için 50.000,00.-TL maddi ve 15.000,00.-TL manevi, davacı Aysel için 5.000,00.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davacı… Karaçam’ın açmış olduğu davanın kısmen kabulü ile 30.000,00.-TL maddi, 5.000,00.-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı… Karaçam’a verilmesine, davacı Aysel Karaçam’ın açmış olduğu davanın kabulü ile 5.000,00.-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla istemlerin reddine dair verilen karar tarafların temyizi üzerine dairemizce onanmış, Bu kez davalılar karar düzelte talebinde bulunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık yukarıda açıklandığı üzere davacıların dairelerinde meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle çalınan mücevherat bedelinin tahsili ile tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davalıların sorumlulukları ve pasif husumet yönünden aramızda bir görüş aykırılığı bulunmamaktadır. Aykırılık davacıların müterafik kusuru bulunup bulunmayacağı konusunda toplanmaktadır.
Mahkemece, davacının değerli olan mücevherlerini yatak bazasının altına koyarak ve evin kapılarını kilitleyerek üzerine düşen edimini yerine getirdiği ve kolayca çalınma imkanı yaratmadığı, bu itibarla davacıya yüklenecek bir kusur bulunmadığı kabul edilerek sonuca gidilmiştir.
Davanın dayanağını oluşturan Tüketici Yasası ve bu yasanın 30. Maddesi delaletiyle Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. Borçlar Kanunu’nun 98. Maddesi delaletiyle haksız fiillerde uygulanan 44. Maddesi ile 2011/19591 2012/5593
Tazminatın tenkisi halleri düzenlenmiştir. Anılan madde uyarınca, zarara uğrayan taraf zararın meydana gelmesine veya artmasına etki yapmış ise hakim tazminat ödemesini hafifletebilir veya tamamen kaldırabilir.
Somut olayımızda da, davacı yan evde bulundurulması mutad ve makul ziynet eşyasının üzerinde bir miktar bulundurmakla ve kolayca ulaşabilecek bir şekilde bazanın Altında saklamakla kusurludur. Çünkü kullanılabilen bir miktarda mücevheratın evde bulunması doğaldır. Ancak çalınan ziynet eşyasının miktarı itibariyle kasa yada banka gibi önlemlerin düşünülmesi gerekirdi. Mahkemenin kapının davacı tarafından kilitlendiği yönündeki değerlendirmesi de makul olanı açıklamaktadır. Kapının açık bırakılması büyük şehir yaşamına aykırıdır. Nitekim davacı, site güvenliğine rağmen böyle bir hırsızlık olasılığını öngörmüş ve ziynetlerini bazada saklama gereğini duymuştur. Sözleşmelerin ifasında herkes kendi yükümlülüklerini özen ile yerine getirmek zorunda olup, bu miktarda yüklü ziynet eşyasının bazada saklanması yeterli bir tedbir değildir. Bu durumda mahkemece davacıların da kusurlu olduğu kabul edilmeli ve makul bir indirim yapılmalıdır.Mahkeme kararının açıklanan bu nedenle bozulması gerekirken, zühulen faiz başlangıcı yönünden düzeltilerek onanmış olduğu bu defa yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davalıların karar düzeltme istemi kabul edilmeli, dairemizin düzeltilerek onama kararı kaldırılarak az yukarıda açıklanan gerekçelerle mahkeme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle davalıların karar düzeltme isteminin kabulüne, dairemizin 7.4.2011 günlü 2010/9700 esas 2011/5461 karar sayılı düzeltilerek onama ilamının kaldırılmasına hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, 7.3.2012 Gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)

Lira:
38,20 TL P.H.İade.

MUHALEFET ŞERHİ
Dava, davacıların dairelerinden çalınan mücevherat bedelinin tahsili ve manevi tazminat takdiri talebine ilişkindir.
Davacı…’in maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı …in manevi tazminat talebinin kabulüne dair 07.04.2010 tarih 2009/149 esas, 2010/294 karar sayılı mahkeme kararının taraflarca temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 07.04.2011 gün 2010/9700 Esas 2011/5461 Karar 2011/19591 2012/5593
sayılı kararı ve oy çokluğu ile “faiz başlangıcı yönünden düzeltilerek onanmış”, davalılar yasal süre içinde karar düzeltme talebinde bulunduklarından, yeniden yapılan inceleme sonunda, 07.03.2012 tarih 2012/1959 Esas sayılı kararımızla ve oyçokluğu ile “dairemizin (düzeltilerek onama) kararının kaldırılarak davacıların da kusurlu olmaları nedeniyle kusurları oranında indirim yapılması gerektiği” gerekçesiyle, mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
Olayın oluş şekli, husumet, çalınan eşyaların değerleri, tazminat miktarı ve sair hususlarda sayın çoğunlukla aramızda uyuşmazlık yoktur.
Çoğunlukla aramızdaki aykırılık, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 30. ve Borçlar Kanunun 98. maddeleri delaletiyle Borçlar Kanunun 44. maddesi gereğince somut olayda davacıların müterafik kusurlu kabul edilip edilmeyecekleri ve bu nedenle de tazminat miktarlarında indirim yapılması gerekip gerekmediği hususundadır.
Dosya kapsamından, hırsızlık olayının gerçekleştiği sitedeki evlerin davalı … tarafından hazırlanan reklam, ilan ve broşürlerde ve ayrıca taraflarca imzalanan sözleşmede etkin alarm sistemi, ortak alanlarda hırsız alarm sireni vs. üst düzey güvenlik tedbirleri ile donatılmış mekanlar olarak satışa sunulmuş olduğu, davacı tarafın özellikle satıcının güvenlik hususundaki vaad, taahhüt ve telkinlerine itimat ederek ve günün şartlarına göre oldukça yüksek bir bedel ödemek suretiyle davaya konu daireyi satın almış olduğu, mahkemece yapılan keşif ve toplanan delillere göre evin çelik kapısının zorlanarak açılmak suretiyle içeriye girilip davaya konu ziynetlerin (mücevharatın) çalınmış olduğu; davacıların ekonomik ve sosyal durumlarına ve yaşam tarzlarına uygun olarak günlük yaşamda ya da özel günlerde kullanacakları miktar ve nitelikteki ziynetlerini her yönünüyle güvenli olduğuna inandıkları evlerinde bulundurmalarının ve baza altında saklamalarının davacılara bir kusur olarak izafe edilemeyeceği; davacıların, söz konusu ziynetlerini banka kasasında veya daha başka şekilde ve ekstra harcama yapmak suretiyle koruma altına almalarını istemenin makul bir değerlendirme sayılamayacağı ve dolayısıyla yüksek güvenlikli olduğu düşüncesiyle satın almış oldukları evde muhafaza altına aldıkları ziynetlerinin çalınmasında davacıların da müterafik kusurlu olduklarının kabulünün mümkün olmadığı anlaşıldığından; yerel mahkemenin bu yöndeki değerlendirmesinı oluşa ve dosya kapsamına uygun gördüğümüzden sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüş ve düşüncesine katılmıyoruz. Mahkeme Kararının onanması düşüncesindeyiz.