YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/19921
KARAR NO : 2012/24032
KARAR TARİHİ : 18.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde asil … ve vekili avukat … ile davalı vekili avukat….’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, kendisine ait 687 parsel sayılı taşınmazdaki hissesinin satışı için davalıya 28.2.1978 tarihli vekaletname ile satış ve ahzukabz yetkisi verdiğini, davalının taşınmazı, 7.7.1987 tarihinde tapudan sattığı halde, bu satış hakkında bilgi ve hesap vermediğini, hatta satışı bilmediği için … vergilerini de ödemeye devam ettiğini, 26.11.2007 tarihinde tapuya gittiğinde satışı öğrendiğini bildirerek 14.000 TL satış bedeli ile ödediği vergiler karşılığı olan 5000 TL ve manevi tazminatın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının satışı bildiğini, zamanaşımının oluştuğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece maddi tazminat talebinin satışı öğrenme tarihi olan 26.11.2007 tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmaması nedeniyle, manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, davalı vekil tarafından satılan ve satış bedeli ödenmeyen taşınmaz nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesine dayanmakta olup, vekalet sözleşmesinin en önemli unsurları arasında; vekilin talimata uygun hareket etme borcu, özen borcu ve hesap verme borcu gelmektedir. Vekalet sözleşmesinde vekilin hesap verme borcu vekalet sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte doğup;işin vekil tarafından yürütülmesi sırasında ve sona ermesinde de devam
etmektedir. BK.nun 392.maddesi hükmü gereğince vekil, talep üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği herşeyi iade etmeye, iade edinceye kadar da almış olduğu şeyleri saklamaya mecburdur. Bu nedenle de vekilin aldıklarını geri verme borcunda zamanaşımı vekalet sözleşmesi sürdükçe işlemez. Bir başka deyişle iade borcunda muacceliyet vekilin hesap vermesi veya sözleşme ilişkisinin bitmesi ile başlar. Nitekim Hukuk Genel Kurulu’nun 2011 tarih ve 2011/13-161 esas ve 2011/276 karar sayılı ilamı da bu yöndedir.Davacı satışı 26.11.2007 tarihinde öğrendiğini beyan etmiş,taraf tanıkları da öğrenmeden sonra tarafları anlaştırmak için biraraya getirdiklerini ancak davalının daha sonra ödeme yapmayarak anlaşmaya aykırı davrandığını beyan etmişlerdir.Davacının beyan ettiği öğrenme tarihinden daha önce satışı bildiğine ilişkin dosyada delil bulunmamaktadır.Buna göre öğrenme tarihinden itibaren BK. nun 126.maddesindeki 5 yıllık süre dava tarihi itibariyle henüz dolmamamıştır.Somut uyuşmazlık itibariyle mahkemece davacının satışı öğrendiğini beyan ettiği 26.11.2007 tarihinden dava tarihine kadar BK 126. maddesindeki 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği gözetilerek, işin esasına girilerek sonucuna uygun şekilde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 18.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.