YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/20910
KARAR NO : 2012/3870
KARAR TARİHİ : 24.02.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan almış olduğu kredi kartına ilişkin olarak kendisine gönderilen hesap eksterisinde 14.12.2008 tarihinde herbiri 150 TL olmak üzere 20 işlemde toplam 3000 TL’lik kontör alınmak suretiyle harcama yapıldığını öğrendiğini, böyle bir alış verişten haberi ve onayı olmadığını davalı davalı bankanın yeterli özeni göstermemesi nedeniyle olaydan sorumlu olduğunu belirterek 3000 TL’nin ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının hesabından yapılan işlemlere kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, davacının şifre ve müşteri numarasını koruyamadığını bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporunun aksine davacının kredi kartı bilgilerinin gizliliğini 3.kişilere karşı koruyamaması nedeniyle ağır kusurlu olduğu, yapılan işlemlerde bankaya atfedilebilecek bir kusur ve sorumluluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacıya ait kredi kartının, hukuka aykırı olarak 3.kişiler tarafından kullanılması nedeniyle davacının davalıya ödemek zorunda kaldığı paranın iadesi istemine ilişkin olup, davacı rızası ve bilgisi dışında kullanılan kredi kartı harcamalarından sorumlu olmadığını ileri sürerken, davalı ise kredi kartına ilişkin bilgi ve şifrelerin saklanması ve korunmasında gerekli özenin gösterilmediğini belirterek yapılan harcamalardan davacının sorumlu olduğunu savunmaktadır.
Davacının kredi kartı ile 14.12.2008 tarihinde 20 kalemde toplam 3000 TL tutarında kontör satın alınmak suretiyle internet üzerinden işlem yapıldığı anlaşılmakta olup, mahkemece alınan 4.5.2011 tarihli bilirkişi raporunda kredi kartıyla yapılan 2011/20910-2012/3870
işlemlerin, kart hamiline ait kredikartı bilgileri ve şifre girilerek yapılan mesafeli işlemler olduğu, işlemlerde fiziki olarak plastik kart kullanılmadığı, yapılan işlemlerin detaylı incelemesinde, işlemlerin aynı gün çok kısa sürelerde peşpeşe gerçekleştirildiği, davacı tarafından bu şekilde işlem yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalı banka tarafından bu işlemlere statik şifre ile yapılmasına izin verilmesi ve kredi kartıyla yapılan mesafeli işlemlerde dinamik (değişken- tek kullanımlık) şifre kullanılmamasının ve aynı zaman dilimi içinde peşpeşe yapılan bölüntü işlemlere izin verilmesinin davalı bankanın uygulamasının bir açığı ve zaafiyeti olduğu bu nedenlerle davalı bankanın %90 oranında kusurlu olduğu” belirtilmiş ise de Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kredi kartı sahibi yasa ve sözleşme hükümleri gereğince, Banka ile sözleşme imzaladığı ve kartın zilliyetliğine geçtiği andan itibaren kendisine tevdi edilen kredi kartını ve bu kartın kullanımı ile ilgili bilgileri koruma ve saklama ile yükümlü olup, dava konusu olayda da kartın fiziken kullanılmadığı, söz konusu işlemlerin, bilgisayarla internet ortamı üzerinden ve davacı kart sahibine ait şifrenin kullanılması suretiyle yapılmış olması nedeniyle davacının sorumluluğu bulunmaktadır. Ancak davalı Bankanında, internet üzerinden yapılan alışverişlerde statik şifre yerine, her işlemde değişen dinamik şifre kullanılmasını gerektiren bir sistemi oluşturmaması, işlemlerin tamanının, yüksek tutarlarda, hayatın olağan akışına aykırı olacak şekilde, çok sayıda, peşpeşe bölünerek, kontör alımına ilişkin yapılmış olması karşısında, olağan olmayan bu tip harcamaları durdurmayıp, kart sahibi davacıya bildirmeyerek, objektif özen borcunu yerine getirmemesi nedeniyle olayda ağır kusurunun bulunduğu da anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı bankanın olaydaki kusuru nisbetinde sorumluluğu cihetine gidilerek davanın bilirkişi raporu doğrultusunda kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 24.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.