YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2824
KARAR NO : 2011/5975
KARAR TARİHİ : 14.04.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı idare, … Devlet Hastanesi’nin 2007 yılı akaryakıt ihalesini alan davalı …Petrol…Ltd.Şti’nin 13.12.2007 tarihli temlikname ile satış ihalesinden tahakkuk etmiş ve edecek istihkaklarından 125.598-TL’yi gayrıkabili rücu olmak üzere diğer davalı …’e temlik ettiğini, temlik alacaklısının alacağın tahsili amacıyla aleyhine ilamsız takip başlattığını, takibin itiraz edilmeden kesinleştiğini, temlik alacaklısına 100.260,53-TL ödeme yapıldığını, sözleşmenin 13.2 maddesine göre, faturanın kesilip malın muayenesi yapıldıktan sonra 60 gün içinde ödeme yapılacağı kararlaştırılmış olmasına rağmen borç daha doğmadan temlik alacaklısı tarafından icra takibi başlatıldığını, davalı şirketçe taahhüt edilen yakıtın 12.260 kg’nın ise standartlara uygun olmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere icra tehdidi altında ödenen 6.543,07-TL işlemiş faiz, 16.472,40-TL vekalet ücreti ile 1.876,32-TL standartlara aykırı akaryakıt fiyat farkı olmak üzere toplam 24.891,79-TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı temlik alacaklısı …, davacının hiçbir ihtirazi kayıt koymadan borcun fer’ilerini kabul ederek ödeme yaptığını, fatura tarihlerinden itibaren 60 günlük sürenin aşıldığını, analiz işleminin teknik olmayan koşullarda yapıldığını, akaryakıtın standartlara aykırı olmadığını savunarak davanın reddini dilemiş, davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, bilirkişi kurulu raporu esas alınarak davacının ihale şartnamesine aykırı olarak akaryakıt teslim edildiği iddiasının usulüne uygun numune alma ve yapılan teknik analiz işlemine dayanmadığı, kaldı ki ayıplı olduğu iddia edilen akaryakıtın davacı tarafından kullanıldığı, bu nedenle vasıf 2011/2824-5975
Farkından kaynaklanan ücret farkının talep edilemeyeceği, fazla ödemenin ise hesap hatasına dayandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı …Petrol Ürünleri..Ltd.Şti’nin … Devlet Hastanesi’nin 2007 yılı akaryakıt ihalesini aldığı ve … 4. Noterliği’nin 13.12.2007 tarihli temliknamesi ile satış ihalesinden tahakkuk etmiş ve edecek istihkaklarından 125.598-TL’yi gayrikabili rücu olmak üzere diğer davalı …’e temlik ettiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Temlik, borç doğuran bir akit değil alacağı başkasına geçiren mücerret hukuki bir tasarruftur. Bu işlemle temellük eden, alacaklının halefi olmaktadır. Davacı, davalı şirket ile aralarında imzalanan 28.12.2006 tarihli sözleşmenin “Ödeme koşulları ve zamanı“ başlıklı 13.2 maddesindeki “ …..fatura kesilip muayenesi yapıldıktan sonra 60 gün içinde ödeme yapılacaktır.” hükmünün temlik alacaklısını bağladığını, bu maddeye rağmen temlik alacaklısının borç daha doğmadan temliknameyi icraya koyduğunu ve icra tehdidi altında borçlu olmadığı halde fazla ödeme yapmak zorunda kaldığını bildirmiştir. Borçlar Kanunu’nun 167. maddesine göre “Borçlu, temlike vakıf olduğu zaman temlik edene karşı haiz olduğu def’ileri, temellük edene karşı dahi dermeyan edebilir.” Buna göre temliki öğrenen borçlu temlik olmasaydı önceki alacaklıya (yükleniciye) karşı ne tür def’iler ileri sürecekse, aynı def’iler yeni alacaklıya (temlik alan üçüncü kişiye) karşı da ileri sürülebilir hale gelir. Öyle olunca, somut olayda davacının, borç daha doğmadığı halde icra takibi yapıldığı iddiasını temlik alacaklısına karşı ileri sürmesi mümkündür. Ancak, mahkemece davacının bu iddiası yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda, mahkemece, davacının iddiasının sözleşme ve şartname hükümleri dikkate alınarak değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile usulüne uygun numune alınmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacı, davalı firmanın taahhüt ettiği 12.260-kg yakıtın standartlara aykırı olduğunu, vasıf farkı nedeniyle fazla ödeme yaptığını ileri sürmüştür. Mahkemece, usulüne uygun numune alınmadığı ve teknik analiz işlemi yapılmadığı, ayıplı olduğu iddia edilen akaryakıtın davacı tarafından kullanıldığı, bu nedenle vasıf farkından kaynaklanan ücret farkının talep edilemeyeceği, fazla ödeme iddiasının ise hesap hatasına dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı idare ile davalı şirket arasında düzenlenen 28.12.2006 tarihli sözleşmenin eki teknik şartnamenin 3.3-7-4, idari şartnamenin ise 53.3.4 maddelerinde, teslim edilen akaryakıtı davacı idarenin dilediği yerde kontrol ve muayene ettirebileceği kararlaştırılmıştır. Bu kararlaştırma, HUMK.nun 287. maddeleri hükmüne uygun bir delil sözleşmesi niteliğindedir. Delil sözleşmesi yapılan bir konuda ise başka 2011/2824-5975
delil kabul olunamaz. Öyle ise 25.02.2008 gün, 3992 r-nolu “numunenin fuel oil olarak tanımlanmış sınır değerlerine uygun olmadığı” yönündeki … raporu, şartname ve sözleşme hükümlerine göre davalı şirketin taahhüdünde bulunan nitelikte yakıt teslim etmediğinin kat’i delilidir. Davalı …, numune alma işleminin usulüne uygun ve teknik koşullarda yapılmadığını, davalı şirketin taahhüdünde bulunan akaryakıtı teslim ettiğini bu rapor karşısında savunamayacağı gibi, bu savunma nedeniyle başka bir delile özellikle bilirkişi düşüncesine de başvurulamaz. Bu konuda aksine düşünce bildirilse dahi bu düşünceye dayanılarak hüküm kurulamaz. Kaldı ki, bilirkişi kurulu, sözleşme ve şartnamenin az yukarıda açıklanan hükümlerini irdelemeden, yüzeysel bir inceleme sonucuna göre düşünce belirtmişlerdir. Hal böyle olunca, davalının taahhüdünde bulunan 12.260-kg yakıtın standartlara aykırı olduğu bu davada sabit kabul edilmelidir. Dava konusu yakıtın davacı tarafından tüketilmiş olması da sonuca etkili değildir. Hal böyle olunca, mahkemece, dava konusu 12.260-kg yakıtın standartlara aykırı olduğu kabul edilerek, davacının fazla ödeme iddiasının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile, yetersiz bilirkişi düşüncesi doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentler gereğince temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 14.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.