Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/3574 E. 2011/10220 K. 27.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3574
KARAR NO : 2011/10220
KARAR TARİHİ : 27.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı; davalının kendisi aleyhine Bodrum 2. İcra müdürlüğünün 2008/2704 E sayılı dosyasında icra takibi yaptığını, davalıya borcu bulunmadığını, zira takibe dayanak yapılan 07.08.2007 tarihli satış vaadi sözleşmesinin şekil şartına uymadığından geçersiz olduğunu, öte yandan davalıya satışı vaad olunan taşınmazların hacizli olduğunu davalının baştan beri bildiğini, yine geçersiz olduğu baştan beri bilinen sözleşmeye dayanılarak cezai şart istenemeyeceğini belirterek davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının %40 tan az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının Bodrum 2.İcra Müdürlüğünün 2008/2704 sayılı takip dosyasından borçlu olmadığının tesbitine, fazlaya, ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir,
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı eldeki dava ile Bodrum 2. İcra müdürlüğünün 2008/2704 E sayılı dosyasında yapılan icra takibi nedeni ile 2011/3574-10220 davalıya borcu bulunmadığının tespitini istemiş ise de; dava dilekçesinde dava değerini 120.000 TL olarak sınırlamıştır. Hal böyle olunca mahkemece 120.000TL üzerinden, kendisini yargılamada vekil aracılığı ile temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre; nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte iken, anılan icra takibindeki toplam alacak miktarı üzerinden vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.’nun 436/7. maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan neden ile Davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenler ile ; Temyiz edilen kararın “Hüküm” başlıklı bölümünün 5.bendinde yer alan “Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesap ve takdir olunan 12.552.40 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine”’ ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “Davalı yararına, dava değeri üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan …Ü.T’nin 3.kısmına göre belirlenen 10.901.80 TL nispi vekalet ücretinin, davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine) sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 129,30 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 27.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.