YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3644
KARAR NO : 2011/10179
KARAR TARİHİ : 27.06.2011
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davacı Selime ait aracın çalınması nedeniyle, sigorta tarafından bedelin …e ödendiğini, aracın 10.5.2004 tarihinde bulunduğunu, sigorta tarafından satışa çıkartıldığını, 16.000,00 Tl bedel ile davalıya satılarak teslim edildiğini, 2004-2008 tarihleri arasında davalı tarafından kullanılıp mülkiyetinin alınmadığını, bu tarihler arasında araç için tahakkuk edilen 20.585,00 Tl verginin sigorta tarafından yatırıldığını ileri sürerek bu bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş;hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı … , diğer davacı …e ait aracın çalınması nedeniyle araç bedelini …e ödediğini, aracın bulunması neticesinde adi yazılı sözleşme ile aracı davalıya sattığını,aracın davalının zilyet ve kullanımında olduğu dönemde tahakkuk edilen vergi borçlarını, araç mülkiyeti …de bulunduğundan dolayı, ödemek zorunda kaldığından bu bedelin tahsili istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı aracı harici sözleşme ile satın aldığını kabul etmekle davanın reddini savunmuştur.Mahkemece sözleşme geçersiz olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.Davalının aracı haricen satın aldığı ve fiilen teslim alıp halen davalının kullandığı hususu taraflar arasında tartışmasız olduğu gibi mahkemeninde kabulü bu 2011/3644-10179
yöndedir. Öyle ise aracın davalının zilyetliğine girdiği tarihten itibaren tahakkuk eden vergilerin davalı tarafından ödenmesi gerekip aksinin kabulü MK’nun 2.maddesine aykırı olduğu ve hukuk düzenince korunamayacağında duraksama bulunmamalıdır. Hal böyle olunca davacının ödediği vergilerin ne kadar olup hangi dönemlere ait olduğu hususu belirlenerek aracın davalıya teslim edildiği tarihten itibaren doğan vergilerden davalının sorumlu olması gerektiği kabul edilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken aksi düncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerekitirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklana nedenlerele; temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 18.40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 27.6.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı … adına trafikte tescilli aracın harici sözleşme ile davalıya satılıp teslim edildiği, aracın davalı zilyetliğinde kaldığı dönemdeki Motorlu Taşıtlar Vergisinin davacı tarafça ödendiği konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, harici satış nedeniyle Motorlu Taşıtlar Vergisinden hangi tarafın sorumlu olacağı hakkındadır.
157 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu 3. maddesi gereğince Motorlu Taşıtlar Vergisinin mükellefi; trafik, belediye veya liman sicili ile Ulaştırma Bakanlığınca tutulan, sivil hava vasıtaları sicilinde Motorlu taşıt kayıt ve tescil edilmiş olan gerçek ve tüzel kişilerdir.
2918 Sayılı Yasanın 20/d maddesi gereğince trafiğe tescilli araçların her türlü devir işlemlerinin noterlerce yapılması zorunludur. Yasanın öngördüğü bu düzenleme ispat koşulu olmayıp, sözleşmenin geçerlilik koşuludur. Yasanın aradığı şekil şartına uymadan yapılan satış sözleşmesi yok hükmündedir. (BK.11/2)
Yasanın öngördüğü şekil şartına uyulmadan yapılan sözleşmeler, tarafların leh ve aleyhine sonuç doğurmaz. Taraflar ancak aldıklarını, iade ile yükümlüdür. Bu
2011/3644-10179
bağlamda satıcı taraf alıcıdan ancak aracın iadesini, isteyebilir. Aracın alıcıda kaldığı dönem için kullanma bedeli kira, ecrimisil adı altında talepte bulunamaz. Alıcı taraf ise sadece satış bedelini isteyebilir. Satış bedelinin satıcıda kaldığı süre için faiz isteyemez. Dairemizin uygulamasıda bu yöndedir.
Bu durumda motorlu taşıtlar vergisi mükellefi ve sorumlusuda aracın trafikte tescil edildiği kişidir. Yasanın geçerlilik koşulu olarak öngördüğü bir düzenlemeyi TMK 2. Maddesi gerekçe gösterilerek değiştirilemez. Aksinin kabulü halinde trafikçe tescilli bir aracın harici satışı yapılıp araç uzunca bir süre örneğin 10 yıl alıcı zilyedliğinde kaldığı, ve alıcının satıştan vazgeçtiğini bildirmesi halinde MK 2. maddesi gereğince alıcı iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle mülkiyetin alıcıya geçtiğinin kabulü gerektiği sonucu doğar. Bu sonucun hukuken kabulü mümkün değildir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve mahkemenin davanın reddine dair gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde kararın onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun kararına katılamıyorum.