YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3659
KARAR NO : 2011/16750
KARAR TARİHİ : 17.11.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, dava dışı … ‘in bankadan kullandığı tüketici kredisine davalının kefil olduğunu, kredi taksitleri ödenmeyince davalı ile asıl borçlu ve dava dışı ipotek borçlusu aleyhine icra takibi yaptıklarını, ancak ipotekli taşınmazın satış bedelinin borcu karşılamadığından, davalı aleyhine yapılan takibe itirazın iptali ile % 40 inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı bankanın ipotekli taşınmazın satışını beklemeden aleyhine takip yaptığını , savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, asıl alacak dışındaki bölümlere itirazın iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının, dava dışı … tarafından 6.4.2006 tarihli sözleşme kapsamında davacı bankadan kullanılan tüketici kredisini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, dava dışı … adına kayıtlı 6 nolu meskenin banka lehine ipotek verildiği, borç ödenmeyince 26.2.2007 tarihinde hesap kat edilerek asıl borçlu ve ipotek borçlusu dava dışı şahıslar aleyhine 19.6.2007 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılarak borcun 23.062 TL.nın tahsil edildiği, davalı aleyhine de 30.7.2008 tarihinde toplam 30.918 TL.nin tahsili için takip yapıldığı dosya kapsamı ile anlaşımaktadır. Mahkemece, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip ile asıl borcun kapatıldığı ve davalının kredi sözleşmesindeki limit dahilinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla ana para ile birlikte faiz ve diğer ferilerinden sorumlu olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiştir.
Davalı, kredi sözleşmesini kefil olarak imzalamış olup, taraflar arasındaki ihtilafın çözümünde 4077 sayılı yasanın 10/3. Maddesi gözönünde tutulmalıdır. Anılan yasanın 10/3.maddesinde “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren, asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun ifasını isteyemez” hükmü mevcut olup, yasa tüketiciyi korumaya matuf yasa olduğu içinde bu hüküm emredici hüküm niteliğindedir. 2011/3659-16750
Yasanın bu hükmü uyarınca, kredi verinin önce asıl borçluya başvurması (icra takibi yapması) ve asıl borçlu hakkındaki icra takibinin semeresiz kalması zorunludur. Bu nedenle mahkemece, davacı banka tarafından , asıl borçlu hakkında borç ödemeden aciz belgesi alınıp alınmadığı araştırılarak sonucuna uygun bir karar verilmedir. Mahkemece, eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 17.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.