YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4107
KARAR NO : 2011/13812
KARAR TARİHİ : 04.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, …’da faaliyet gösteren … Eczanesinin sahibi olduğunu, taraflar arasında Emekli Sandığı mensuplarına ait reçetelerin yapılması konusunda imzalanan sözleşmenin, davalı tarafından 16.06.2005 tarihinden geçerli olmak üzere 7 yıl süreyle feshedildiğini, feshin haksız olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının haksız sataşmasının giderilerek, tahakkuk ettirip de ödenmeyen fatura bedellerine mahsuben şimdilik 1.000,00 TL ile yasaklı bulunduğu dönemde uğramış olduğu kar kaybına mahsuben 3.001,00 TL, … yapamadığı bu dönem dolayısıyla ticari çevresinde oluşan daralmadan kaynaklanan zararlara mahsuben de 1.000,00 TL olmak üzere toplam 5.001,00 TL’nın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, … bu dava ile birleştirilen davada ise, asıl davada, dava tarihine kadarki süre nedeniyle uğramış olduğu kar kaybına yönelik zararın talep edildiğini, ancak dava tarihinden, tedbiren sözleşmenin devamı kararı alınıncaya kadar geçen süre ile, kararın Yargıtayca bozularak mahkemesine iade edildiği ve yasaklı bulunduğu, 13/02/2006-13/03/2006 ve 16/08/2006-28/11/2007 tarihleri arasındaki dönemde de kar kaybına uğradığını belirterek, yine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, anılan dönemler nedeniyle uğramış olduğu kar kaybı nedeniyle 7.000,00 TL’nin, temerrüt tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah 2011/4107-13812
Dilekçesi ile de asıl davadaki talep miktarını 12.502,62 TL’ye, birleşen davadaki talep miktarını ise 37.871,36 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı, davacı tarafından … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/276 esas sayılı dosyasında muarazanın men’i ve tazminat talebi ile dava açıldığını, anılan davanın derdest olması nedeniyle ile bu davanın derdestlik nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği savunarak, davanın öncelikle usul, kabul edilmediği takdirde ise esastan reddini dilemiştir.
Mahkemece, derdestlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine ilişkin olarak verilen ilk hüküm, davacının temyizi üzerine Dairemizce, “Davacı daha önce açtığı … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/276 esas sayılı dosyasında muarazanın men’i ile davacıdan kesilen 1.370.940.000 TL ilaç bedelinin faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiş; ayrıca maddi, menfi-müspet ve manevi zararlarını talep hakkının saklı tutulmasını talep etmiştir. Şu halde davacının bu davadaki iki kalem talebi, eldeki dava açısından derdesttir. Ancak bu talep dışında kalan, yasaklı bulunduğu dönemde satamadığı ilaçlar nedeniyle istediği kar mahrumiyeti ve ticari çevresinde oluşan daralma nedeniyle uğradığı zarara ilişkin kalemler açısından, derdestlik söz konusu değildir. Bu kalem istemler yönünden davaya devam edilmesi gerekirken, dava dilekçesinin tüm talepler açısından reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. …” gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporu gereğince asıl ve birleşen davaların kabulüne, asıl davada, 12.502,62 TL’nin, birleşen davada ise, 37.871,36 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı eczacı, davalı kurumla aralarındaki sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, yasaklı bulunduğu dönemde satamadığı ilaçlar nedeniyle uğramış olduğu kar kaybı ve zararın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin, “Sözleşmenin Feshini Gerektiren Hususlar” başlıklı bölümünün 1. maddesinin (j) fıkrasında düzenlenen, “sahte olarak basılmış ilaç fiyat küpürlerinin tanzimi ve kullanılması, sahte reçete tanzimi ve kullanılması” hükmü gereğince, kuruma fatura edilen (3) adet reçete ilişiğindeki 24 adet ilaç küpürünün sahte olduğundan bahisle (7) yıl süreyle feshedildiği, davacı tarafından bu konudaki muarazanın giderilmesi için … 3. asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/276 esas, 2007/540 karar sayılı dosyası üzerinden açılan davada, “muarazanın önlenmesine” karar verildiği, verilen bu kararın 2011/4107-13812
Dairemizce 26.2.2009 tarihinde onandığı, 12.10.2010 tarihinde de karar düzeltme talebi reddedilerek kesinleştiği, yine davacı eczacı aleyhine … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/107 esas, 2007/323 karar sayılı dosyası üzerinden, “dolandırıcılık” suçu nedeniyle açılan davada da, isnat edilen suç kastının bulunmadığı gerekçesiyle davacının beraatine karar verildiği, söz konusu kararın gerekçesinde de belirtildiği üzere, yargılama sırasında alınan Adli tıp Kurumu raporunda, “kuruma fatura edilen ilaç küpürlerinin sahte olduğunun tespit edildiği” anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, “sözleşmenin feshine ilişkin” muarazanın önlenmesi konusunda açılan dava, davacı yararına sonuçlanıp, kesinleşmişse de, davacı eczacının, “sahte ilaç küpürü içeren reçete bedellerini kuruma fatura ettiği” sabit olup, davalı kurumun, sözleşmenin feshini düzenleyen bölümün 1. maddesinin (j) fıkrasında, “sahte olarak basılmış ilaç fiyat küpürlerinin ….kullanılması” şeklinde düzenlenen söz konusu hükme aykırı davranıldığı gerekçesi ile sözleşmeyi feshetmesinde, tazminat ödemesini gerektiren kusurlu bir davranışı bulunmamaktadır. Fesih hakkının kötüye kullanıldığından da söz edilemez. Davacı eczacı bu hükmü kabul ederek sözleşmeyi imzaladığına göre, kar mahrumiyeti iddiasında bulunarak tazminat isteyemez. Bu durumda mahkemece asıl dava ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, 04.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.