Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/4477 E. 2011/14804 K. 20.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4477
KARAR NO : 2011/14804
KARAR TARİHİ : 20.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı abonenin tüketmiş olduğu su ve atıksu bedellerini ödemediğini belirterek toplam 63.229,47 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, atık su bedeli ile gecikme zammı ile KDV’sinin talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 2.491,24 TL asıl alacak, 30.457,60 TL gecikme zammı, 5.481,36 TL gecikme zammı KDV’si olmak üzere toplam 38.431,20 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, abonelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davacı davaya konu abonelik sözleşmeleri nedeniyle ödenmeyen fatura bedellerine ilişkin asıl alacak miktarının yanında, fatura bedellerine son ödeme tarihlerinden itibaren işletilen gecikme zamlarının tahsilini talep etmiştir. Ne var ki dava konusu 27892 no.lu aboneliğe ilişkin sözleşmenin dosyada bulunmaması nedeniyle süresinde ödenmeyen alacağa 6183 sayılı yasada öngörülen oranlarda gecikme zammı uygulanacağına dair hükmün olup olmadığı anlaşılamadığı gibi 22055 no.lu abonelik sözleşmesinde de gecikme zammı uygulanacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Davacı, ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulmuş bir kurum olup, dava konusu su bedellerine ilişkin alacak da, amme alacağı sayılmadığı gibi, geç ödenmesi halinde 6183 sayılı yasada yer alan gecikme zammının uygulanacağına dair de herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı, ancak bu konuda bir kararlaştırmanın bulunduğunu ispat ettiği takdirde, dava konusu ödenmeyen fatura bedeli alacaklarına 6183 sayılı yasada öngörülen oranlarda gecikme zammı uygulanmasını isteyebilir. Aksi durumda ise, fatura bedellerine, son ödeme tarihlerinden itibaren ancak yasal faiz uygulanmasını talep edebilir. O halde mahkemece açıklanan hususlar göz önünde bulundurularak, 27892 no.lu abonelik sözleşmesi celbedilip,
2011/4477-14804
sözleşmede ödenmeyen fatura bedeli alacaklarına 6183 sayılı yasada öngörülen oranlarda gecikme zammı uygulanacağına dair hükmün olup olmadığı veya bu hususa ilişkin Tarifeler Yönetmeliğine atıfta bulunulup bulunulmadığı incelenerek, bu yönde bir hüküm bulunması halinde faturaların son ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı yasada öngörülen gecikme zammı oranları üzerinden hesap yapılarak, gecikme zammı miktarlarının bu şekilde tespit ve tahsiline karar verilmesi, bu hususta herhangi bir hüküm ve atıf bulunmaması halinde, -ki 22055 no.lu aboneliğe ait sözleşmede böyle bir hüküm bulunmamaktadır- davacının “ çoğun içinde azda vardır” kuralı gereği yasal faiz talep edebileceği nazara alınarak, yasal faize hükmedilmesi gerektiği halde, mahkemece yeterli inceleme yapılmadan yazılı şekilde gecikme zammı uygulanarak hesaplama yapılmış olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1.bent gereğince, davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 4.40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 20.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.