YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4610
KARAR NO : 2011/11164
KARAR TARİHİ : 06.07.2011
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, ihtiyaç nedeniyle davalı bankadan çektiği 6.500,00 TL bedelli kredi için kendisinden 1.625,70 TL sigorta bedeli kesildiğini, bu kesintinin haksız olduğunu ileri sürerek, sigorta bedelinin tarafına iadesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı banka tarafından davacıdan sigorta primi kesintisini sağlayan kredi sözleşmesinin 15. maddesinin haksız şart oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı banka arasında düzenlenen kredi sözleşmesinin 15. maddesinde aynen; ‘Müşteri, açılacak kredi sebebiyle bankaca belirlenecek şartlar üzerinden, bankanın göreceği her türlü tehlikelere/rizikolara karşı banka lehine hayat sigortası yaptırmayı,… mevcut/yapılacak/yenilenecek tüm sigorta poliçelerinin üzerinde bankanın adının dain ve mürtehin olarak gösterileceğini taahhüt eder’, hükmünü içermektedir. Böyle bir düzenleme karşısında davalı bankanın TTK’nun 1321.maddesi anlamında menfaat sahibi olduğu ve yine anılan yasanın 1329.maddesi hükmü gereğince de sözleşmeden doğan hak ve menfaatleri sigortacıdan talep etmeye hakkı olduğu tartışmasızdır. Davalı bankanın kredi borçlusunun hayat sigortası yapılmasındaki asıl amacının kredi borcunun teminat altına alınması olduğu muhakkaktır. Ancak belli bir
prim ödeme borcu getirmekle birlikte, hayat sigortası kapsamına alınmasında sigortalının da bir menfaatinin olduğu açıktır. Taraflar açısından sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi esas olup, bu düzenlemenin haksız şart niteliğinde olduğunun da kabulüne olanak yoktur. Ayrıca mahkemenin kabulünün aksine, sözleşmede bu şekilde bir düzenleme yapılmasına yasal bir engel de bulunmamaktadır. Böyle olunca mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 06.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.