Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/6505 E. 2011/11006 K. 04.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6505
KARAR NO : 2011/11006
KARAR TARİHİ : 04.07.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin yetkisizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Davalılar ile arasında … 16. Noterliği’nin 23.10.2007 tarihli Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye konu teşkil eden gayrimenkulün inşaatına davalılarca hiç başlanmaması ve teslim süresi olan 23.10.2008 tarihinde de teslim edilmemesi nedeniyle … bu sözleşmenin noter kanalı vasıtası ile icra takibinden önce tek taraflı olarak fesih edildiğini, icra takibine konu teşkil eden ve sözleşme ile peşin olarak davalılara ödenen 60.000,00TL peşinatın ferileri ile birlikte talep edildiğini, davalıların takibe itiraz ettiklerini ve takibi durdurduklarını belirterek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin feshinin gayrimenkule mütealik davalardan olup HUMK’nun 13/1. Maddesi gereğince gayrimenkulün bulunduğu yerde açılması gerektiği gerekçesi ile Mahkemenin Yetkisizliğine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve
elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı ile davalılar arasında 4077 sayılı yasada tanımlanan şekilde satış sözleşmesi ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır.
4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunu uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, satış sözleşmesinden kaynaklanmakta olup Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.no’lu bentte belirtilen nedenle davalılar tarafından temyiz olunan hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, 2.bentte belirtilen neden ile davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 18.40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 4.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.