Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/6944 E. 2011/17031 K. 22.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6944
KARAR NO : 2011/17031
KARAR TARİHİ : 22.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacılar asıl ve birleşen davada, davalı … Hazinesi adına kayıtlı bulunan … parsel numaralı taşımazın 2400/2736 hissesini 6.2.1997 tarihinde 800.000.000 TL‘na (800 TL) satın alıp bedelini hisseleri oranında hazineye ödediklerini, taşınmazın bir kısmının orman arazisi olduğu gerekçesiyle Orman Genel Müdürlüğü’nün açtığı dava sonunda 47196 m2 nin orman vakfı ile hazine adına tescil edildiğini ileri sürerek, taşınmazın tapusunun iptaline dair kararın kesinleştiği tarih itibariyle iptal edilen kısmının davacıların hissesine düşen bölümünün bedelinden şimdilik 20.000 TL’nın tahsilini, birleşen davada ise 12.000 TL’nın tahsilini istemişlerdir.
Davalı, tapunun iptal edilmesinde kusurlarının bulunmadığı savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu benimsenmek ve tapusu iptal edilen kısım için ödenen 662.40 TL’nın denkleştirici adalete göre ulaştığı bedelden her bir davacı için 2.320.52 TL olmak üzere toplam 16243.64 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava konusu taşınmazın 29.10.1956 tarihinde tapulama çalışması ile tarla vasfında hazine adına tescil edildiği, 2011/6944-17031
Taşınmazın bulunduğu bölgede orman kadastrosunun 26.9.2002 tarihinde kesinleştiği, davacının dava konusu … parsel numaralı taşınmazı 57000 m2 olarak 800.000.000 TL bedel ile 6.2.1997 tarihinde davalı hazineden satın aldıkları, Orman Genel Müdürlüğünün 18.4.2003 ve 16.1.2004 tarihinde açtığı davaların birleştirilerek görüldüğü Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/313 E. Sayılı davasında davaya konu taşınmazın 47196 m2 olarak orman vasfıyla hazine adına tesciline karar verildiği ve kararın 16.6.2006 tarihinde kesinleştiği dosya kapsamından anlaşılmakta olup, esasen bu husus taraflar arasında da ihtilafsızdır. Davada çözülmesi gereken hususlar, davalının orman arazisi niteliğinde bulunan 47196 m2 taşınmazın bedelinden sorumlu olup, olmadığı , sorumlu ise davacıların raiç bedelini yoksa ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca ulaştığı değerini isteyeceği hususundadır.
Bilindiği üzere, tapulu bir taşınmazın mülkiyetinin devrini öngören sözleşmelerin resmi şekilde yapılması geçerlilik koşuludur. Burada öngörülen şekil, sözleşmenin geçerlilik koşulu olup, kamu düzenine ilişkindir ve bu nedenle gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca doğrudan göz önünde tutulur.
B.K’nun 20/1 maddesi uyarınca bir akdin konusu mümkün değilse, o akit imkansızdır. Burada söz konusu olan imkansızlık, başlangıçtaki, yani sözleşme yapıldığı sırada mevcut olan imkansızlıktır. Bu halde, konusu hukuki veya fiili sebeplerden dolayı imkansız olan, sözleşme butlan yaptırımına tabidir ve başlangıçtan beri geçersizdir.
Dava konusu olayda, davacıların tapuda kayıtlı taşınmazı tapu sicil memuru hususunda resmi şekilde düzenlenen satım sözleşmesiyle satın aldıkları satın aldıkları tarihte tapuda satımı engelleyen bir kayıtta bulunmadığından ortada şekil bakımından geçerli bir sözleşmenin bulunduğunun kabulü zorunludur.
Taraflar arasındaki satım sözleşmesi geçerli olduğuna göre, davacıların bu sözleşme ilişkisi nedeniyle doğan zararların hangi hukuki ilke gereğince tazmin edilmesi gerektiği konusunun incelenmesi gerekir.
Dava konusu olayda, kayden satılan taşınmaz davacı alıcılara teslim edilmiş, üçüncü kişinin taşınmazın bir kısmında zaptı sağlayacak bir ayni hakkının bulunduğu ve bu hakkın mahkeme kararıyla da tesbit edildiği, ayrıca bu hakkın satım sözleşmesinin kurulmasından önce ve kurulması sırasında da mevcut olduğu, bu hakkın varlığının gerek satıcı davalı, gerekse alıcı davacılar tarafından bilinmediği, böylece borçlunun tekeffülünün somut olayda gerçekleştiği kabul edilmelidir. Bir sözleşmenin başlangıçta geçerli olarak kurulmasına rağmen daha sonra ortaya çıkan nedenler dolayısı ile imkansız hale gelmesi durumun da, davacı gerçek ve güncel müspet zararının talep edebilir.
Buradaki ilke, zarar doğurucu eylem, zarar görenin mal varlığında ne miktarda bir azalmaya neden olmuş ise zarar 2011/6944-17031
verenin tazminat borcu da o miktarda olmalıdır. Öyle ise oluşan gerçek zarar ne kadarsa, tazminatta o kadar olacaktır. Bir başka deyişle ödenecek tazminat o miktarda olmalıdır ki eğer zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse, ödenecek tazminatla aynı durum tesis edilebilsin,
Hal böyle olunca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.12.2010 tarihli ve 2010/13-618 E, 2010/668 K. Numaralı kararında da vurgulandığı üzere, dava dışı Orman genel Müdürlüğü’nce açılan Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/313 E. Sayılı kararının kesinleştiği 16.6.2006 tarihindeki taşınmazın 47196 m2 kısmının güncel ve raiç bedelini davacılar isteyebilirler. Mahkemece, tapusu iptal edilen 47196 m2 taşınmazın, 16.6.2006 tarihindeki gerçek güncel ve raiç değerinin ne miktar olduğu hususunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak, belirlenecek bu bedelin talepte göz önünde tutularak tahsiline karar verilmesi gerekirken, geçersiz sözleşmelerde uygulanma imkanı bulunan denkleştirici Adalet İlkesine göre belirlenen bedelin tahsiline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm davacıların diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacılar iadesine, 22.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.