Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/7038 E. 2011/14246 K. 11.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7038
KARAR NO : 2011/14246
KARAR TARİHİ : 11.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, bankanın kredi borçlusu davalı hakkında … 2.İcra Md.’nün 2007/5312 Esas sayılı icra dosyasında yapılan ilamsız icra takibine davalının imzaya ve borca itiraz ettiğini,kredi sözleşmesindeki imzanın borçluya ait olduğunu belirterek Imzaya ve borca itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, Tebligat Kanunu 35.maddesi uyarınca yapılan tebligata rağmen duruşmaya gelmemiş, herhangi bir cevap da bildirmemiştir.
Mahkemece; davacı Banka tarafından kefiller aleyhine dava konusu takibe girişildiği, ipotek veren asıl borçluya başvurulup borcun tahsili için tüm hukuki yollar denenmeden davalı- kefilden borcun ifasının istenemeyeceği, ancak asıl borçludan tahsilinin mümkün olmaması halinde şahsi teminat veren davalı-kefilden tahsilinin talep edilebileceği, davalı hakkındaki davanın henüz dava şartı oluşmadan açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı banka ile dava dışı … Ticaret … arasında 22/03/2004 tarihinde 250.000.000 Türk Lirası miktarlı genel kredi sözleşmesi imzalanmış,… ile dava dışı … ve … bu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzalamışlardır.
4822 sayılı Kanunla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/e maddesinde “Tüketici”; “Bir mal veya hizmeti ticari ve mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.
Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere bir işlemin tüketici işlemi olabilmesi için gerçek ya da tüzel kişinin o işlemi yaparken amacının ticari ve mesleki olmaması gerekmektedir.
Her alıcı ya da kredi kullanan tüketici olmadığına göre, kişisel ihtiyaçları dışında belirli bir meslek icrası, belirli bir üretimde kullanma, yeniden satış, ticari olarak kullanma ve bunun gibi amaçlarla alıcı olmak ya da kredi kullanmak da mümkündür. Bu durumda bir mal veya hizmeti mesleki veya ticari amaçlarla satın alanların ve yine bu amaçla kredi kullananların tüketici olarak adlandırılması açıklanan hüküm karşısında olanaklı değildir.
Somut olayda; takip dayanağı “genel kredi sözleşmesi olup,krediyi asıl borçlu sıfatıyla … Ticaret … tarafından imzalanmıştır.Asıl borçlu tacir olup, Kanunun açık hükmü karşısında söz konusu krediyi mesleki amaçlarla kullanmış olan kredi borçlusunun, özel hayatına ilişkin olmayan bu işlemi nedeniyle, tüketici olarak kabulü olanaklı değildir.Ayrıca, kredi alan/borçlu açıkça tüketici sıfatı taşımazken, salt kredi kullandıranın banka olması, kredi alana tüketici sıfatı, alınan krediye de Tüketici kredisi niteliği kazandıramaz.
Diğer taraftan, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 23. maddesi hükmü ile “Tüketici Mahkemelerinin” görev alanı “bu Kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilaflar” şeklinde belirlenmiş olup; yukarıda açıklanan hususlar karşısında taraflar arasındaki uyuşmazlığın bu Kanunun uygulanması ile ilgili olmadığı da açıktır. 4077 sayılı Kanun kapsamında bulunmayan uyuşmazlığın çözüm yeri de Tüketici Mahkemeleri olmayıp, Genel Mahkemelerdir.Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak sözkonusu olmaz. Bu durumda mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 11.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.