Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/7327 E. 2011/18178 K. 06.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7327
KARAR NO : 2011/18178
KARAR TARİHİ : 06.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalı belediyenin maliki olduğu 3 adet taşınmazın satış ihalesine katılarak 7.701.22 TL teminat yatırdığını v ihaleyi kazandığını, ancak taşınmazlar üzerinde haciz bulunması nedeniyle satış bedelini ödemediğini, davalının yatırdığı teminatı iade etmesi gerekirken, iade etmediği gibi icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının icra takibine süresinde itiraz etmemesi nedeniyle davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığı gibi, esas yönünden de davacının kendi edimini yerine getirmemesi nedeniyle davanın reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının davalı aleyhine açtığı icra takip dosyasının incelenmesinde, ödeme emrinin davalı belediyeye 6.5.2010 tarihinde tebliğ edildiği, ancak davalının 17.5.2010 tarihli dilekçe ile borca itiraz ettiği, icra müdürlüğü tarafından da takibin durmasına yönelik bir karar verilmediği anlaşılmakta olup, bu nedenle davacının itirazın iptalini istemesinde hukuki yararının bulunmadığı sabittir. Esasen bu olgu mahkemece de kabul edilmektedir. Ne var ki, mahkemece davacının dava açmakla hukuki yararı olmadığı kabul edildiği gibi, davacının esas bakımından da haksız olduğu kabul edilerek dava reddedilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki,
2011/7327-18178
açılan bir davada usulden red sebepleri ile birlikte açılan davanın esas bakımından da haksız olduğunun anlaşılması halinde öncelikle usulü red sebepleri gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Bir başka deyişle, bir davada hem usulden hem de esastan red kararı verilmesini gerektirir bir durum bulunması halinde davanın esasına girilmeksizin davanın usulden reddine karar verilmesi zorunludur. Dava konusu olayda, davalının icra takibine süresinde itiraz etmemesi nedeniyle takibin kesinleştiği, bu bağlamda davacının durmayan icra takibi nedeniyle itirazın iptali davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı belirgin olup, mahkemece bu yön gözetilerek sadece hukuki yarar bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aynı zamanda esastan da inceleme yapılmak suretiyle red kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün gerekçe kısmında davanın esasından reddine yönelik gerekçenin kaldırılarak ve hüküm kısmının da buna uygun olarak düzeltilmek suretiyle usulün 438/7-son maddeleri uyarınca kararın onamasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; mahkeme kararının gerekçe kısmında 9.paragrafta “Dava esas yönünden incelendiği takdirde ise” cümlesi ile başlayan kısmın gerekçeden çıkarılmasına ve kararın karar başlıklı bölümünde yer alan “Davanın reddine” cümlesinin karardan çıkartılarak yerine aynen “Davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından açılan davanın reddine” cümlesinin yazılmasına, kararın bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 18.40 tL harcın iadesine, 6.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.