YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7895
KARAR NO : 2011/8636
KARAR TARİHİ : 01.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … ve vekili avukat … kılıç ile davacı vekili avukat …’nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı (Birleştilen dosya davalısı), 04.09.2004 tarihinde düzenlenen 15.10.2004 vade tarihli borç senedine istinaden davalıdan 110.000 USD alacaklı olduğunu, davalı hakkında … 6. İcra Müdürlüğünün 2005/4035 Esas sayılı icra dosyası ile icra takibine giriştiğini, takip konusu senetteki imzanın davalıya ait olduğunu, ancak davalının icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamını, davalı hakkında % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı (Birleştirilen dosya davacısı), tarafların kardeş olduklarını, ahlaki yapısı ve zimmetine geçirdiği paralar nedeniyle … Noterliğinin 13.12.1988 tarihli vasiyetiyle babalarının davacıyı mirasından mahrum ettiğini, tarafların 1988 yılından beri bir araya gelmediklerini, davacının davalıya bu kadar parayı verecek maddi gücünün de bulunmadığını, senetteki imzanın kendisine ait olmadığını, ya da yıllar önce taraflar şirkette çalışırken davacının boş kağıda imza attırmış olabileceğini savunarak davanın reddini, davacının % 40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, … 6. İcra Müdürlüğünün 2005/4035 Esas sayılı icra dosyasında davalının 110.000 ABD Dolarının tahsil tarihindeki Türk Parası karşılığı için itirazın iptaline, 110.000 ABD Dolarının takip tarihindeki Türk parası karşılığının % 40’ının inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın reddine, 110.000 ABD Dolarının takip tarihindeki (09.09.2005) Türk Parası karşılığının % 40’ının inkar tazminatı olarak davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı, icra takibine konu senetteki imzanın davacıya ait olduğunu ileri sürerek, bu senet nedeniyle davacının borçlu olduğundan bahisle icra takibi yapmış ve davalının itirazı üzerine eldeki davayı açmış olup, mahkemece itirazın iptali davasının kabulüne, menfi tespit davasının reddine karar verilmiş ise de, Adli Tıp Kurumunun 10.12.2007 tarihli raporuna göre icra takibine konu edilen belge üzerine atılı imzanın metin kısmını onaylar mahiyette bir imza olmayıp, evvelce atılmış boş bir belgenin sonradan yazılarının yazılmasıyla sözkonusu belgenin oluşturulmuş olduğu anlaşılmaktadır. BK’nun 53. maddesi uyarınca hukuk hakimi, ceza hakiminin beraat kararı ile bağlı değil ise de, mahkumiyet ve tespit edilen olgularla bağlı olduğundan ceza mahkemesinde açılan kamu davasının sonucunun eldeki davayı etkileyecek nitelikte olduğu, davacı(Birleştirilen dosya davalısı) …’in sahte belge tanzim edip etmediği hususlarının belirlenmesi için ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Mahkemece ceza davası kesinleşmeden karar verilmiş, bu aşamada da ceza davası beraat kararı ile sonuçlanmıştır. Sözkonusu ceza davasının kesinleşmesinin ‘bekletici sorun yapılması’ gerekmemekte ise de, az yukarıda açıklandığı üzere ceza davasında tespit edilen maddi olgular hukuk hakimini bağlayacaktır. Eldeki davada mahkemece aldırılan Adli Tıp Kurumu raporlarından imzalı boş belgenin üzerine daktilo ile doldurma ve monte yapılıp borç belgesi haline getirildiği ve ceza mahkemesinde de Adli Tıp Kurumunun bu doğrultudaki raporu benimsenmek suretiyle karar verildiği, bu olguların davacı … tarafından temyiz edilmeyerek benimsendiği anlaşılmaktadır. Belgenin geçersizliği ve borç ikrarını havi bir belge olmadığı bilirkişi raporu, mahkeme gerekçesi ve davacının temyiz etmeyerek benimsemiş olması karşısında icra takibine konu belgenin geçersizliği sabit olduğundan davacının davasının reddi, birleştirilen menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulü ile birleştirilen davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacı ve davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı (birleştirilen dosya davacısı) yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik YER OLMADIĞINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 1.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.