YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8354
KARAR NO : 2011/14354
KARAR TARİHİ : 12.10.2011
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 01.08.2007’de gayrimenkul alım satım ön sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmeye göre davalı müteahhidin Bahçelievler’de inşa ettiği dairelerden 7 ve 9 nolu daireleri 235.000,00 TL den satmayı vaat ve taahhüt ettiğini, davalının 4.000,00 TL kaparoyu aldıktan sonra sözleşmeyi imzaladığını, ancak dairelerin istediği özellikte olmaması nedeniyle satın alma işleminden vazgeçtiğini ve kaparonun iadesini istediğini, ancak davacının kaparo bedelini vermek istememesi üzerine davalı hakkında icra takibi yaptığını ve davalının icra takibine haksız itirazda bulunduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında veya davalı ile 3. kişiler arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi ya da eser sözleşmesi bulunmadığı ve taraflar arasındaki alım satım sözleşmesinin resmi şekilde yapılmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer
2011/8354-14354
verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlık, tüketici davacı alıcı ile satıcı davalı arasında mal satışından kaynaklanmakta olup, satıcı davalının ticari amaçla tüketiciye mal satan müteahhit olduğu, geçersiz dahi olsa yanlar arasında konut satışına ilişkin bir sözleşme olduğu, böylece taraflar arasındaki ilişkinin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.
4077 sayılı Yasanın 23.maddesinde bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece tarafların delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 12.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.