YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9344
KARAR NO : 2011/17761
KARAR TARİHİ : 30.11.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacılar, davalı ile imzalanan kira sözleşmesi uyarınca verilen 15.02.2010 tanzim, 6.09.2010 vade tarihli 9900,00 TL bedelli senet için davalının icra takibi başlattığını, kira bedellerinin tamamının davalıya ödendiğini öne sürerek senedin iptaline ve borçlu bulunmadıklarının tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacı … tarafından açılan davanın kabulüne, dava konusu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı ve davalının tazminat istemlerinin reddine, davacı şirket tarafından açılan davanın reddine, icra takibi ihtiyati tedbir kararı ile durdurulduğundan takip konusu bono bedelinin %40 üzerinden hesaplanan 3960,00 TL icra inkar tazminatının davacı şirketten alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davacılar ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK.nun 381 maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388 maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle 2011/9344-17761
davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Temyize konu davada, kısa kararda “….icra takibi ihtiyati tedbir kararı ile durdurulduğundan takip konusu bono bedelinin %40 üzerinden hesaplanan 3960,00 TL icra inkar tazminatının davacı şirketten alınarak davalıya ödenmesine, şeklinde hüküm kurulmasına rağmen, gerekçeli kararda ise “ihtiyati tedbir kararı ile takip durdurulmadığından ve yasal şartları oluşmadığından davacının haksız takip ve davalının icra inkar tazminat istemlerinin reddine “ “şeklinde hüküm kurulmuş olması, az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. Mahkemece 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacıların ve davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün (BOZULMASINA), 2. bent gereğince davacıların ve davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 30.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.