Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/9350 E. 2011/11267 K. 11.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9350
KARAR NO : 2011/11267
KARAR TARİHİ : 11.07.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacılar … vs. vekili avukat … ve … v.s.vekili avukat … geldiler, diğer davacılar tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, murisleri … ile davalı arasında aktedilen 25.9.2006 tarihli harici taşınmaz satış sözleşmesine göre murislerine ait taşınmazın 400.000 TL bedelle davalıya satıldığını ancak tapudan devrin gerçekleşmediğini, sözleşmeye göre tapu devri esnasında 200.000 TL peşinatın ve geriye kalan kısım için 3 adet senet verileceği, satıcının da alıcı-davalıya 100.000.TL ve 50.000 TL bedelli senetler vereceğinin kararlaştırıldığını, ne var ki peşinat ödenmeden alınan teminat senetlerinin davalı tarafından murisleri … aleyhine iki ayrı takibe konu edildiğini, takip konusu 100.000.-YTL tutarındaki senedin arkasında da sözleşmeye istinaden teminat olarak verildiğinin yazılı olduğunu, karşılığı bulunmayan ve geçersiz bir sözleşmeye istinaden verilmiş bulunan bu senede dayalı takibin iptali gerektiğini, murisin davalı ile 25.09.2006 tarihinde akdedilen sözleşmenin dışında başkaca hukuki münasebeti bulunmadığını, boş olarak alınan diğer senedin de 35.000 TL olarak doldurularak ayrıca takibe konu edildiğini, zira senedin keşide tarihi ile adi yazılı gayrimenkul satış sözleşmesinin aynı tarihli olduklarını, aynı sözleşmede konu edilen 100.000.TL bedelli teminat senedinin alınıp, 50.000.TL olarak bahsedilen teminat senedinin alınmadığını düşünmenin hayatın olağan akışına ters olduğunu, taraflarca karşılıklı çekilen ihtar örneklerinde de hiç bir ödeme yapılmadığı bu nedenle tapu devir işlemlerine başlanmadığının anlaşıldığını ileri sürerek takip dosyaları nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine ve takip konusu alacakların %40’ından aşağı olmamak üzere davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemişlerdir.
Davalı, bahsi geçen 35.000.TL bedelli senet üzerinde teminata ilişkin hiçbir kayıt bulunmadığını, bu senedin kambiyo senedi vasfında olup kayıtsız ve şartsız ödeme vaadini içerdiğini, bu senedin satım sözleşmesi dışında murise verilen borç para karşılığında alındığı ancak daha sonra taşınmaz bedeline mahsup edilmesi hususunda tarafların anlaşmaya vardığını, diğer 100.000. TL bedelli senedin ise satım sözleşmesi nedeniyle muris-borçluya yapılan ödeme karşılığında alındığını, ancak murisin tahsil ettiği 100.000.-TL ye rağmen taşınmaz mülkiyetini devretmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tesbitine karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıların murisi, davalı ile imzalamış olduğu harici satım sözleşmesi gereğince bir adet taşınmazını davalıya 400.000 TL bedelle satmış, bu bedelin 200.000 TL’sının peşin geriye kalan kısmın 3 adet senetle ödeneceği, ayrıca alacaklı-davalıya 100.000.TL ve 50.000 TL bedelli iki ayrı teminat senedi verileceği kararlaştırılmıştır. Davaya konu 100.000 TL bedelli senedin arka kısmında “İşbu senet 25.9.2006 sözleşmeye istinaden teminat olarak düzenlenmiştir” ibaresinin yer aldığı, dolayısıyla bu senedin 25.9.2006 tarihli sözleşmeye istinaden verildiği açıktır. Nitekim bu husus Mahkemenin de kabulündedir. Diğer 35.000 TL bedelli senet ise kambiyo senedi vasfında olup bedel hanesi boştur. Davalı, 100.000 TL bedelli senedin … olduğu peşinata mahsuben verildiğini, diğer senedin ise verilen borç para karşılığı alındığını savunmuştur. Mahkemece, davalı tarafından senet bedellerinin murise ödendiğinin ispat edilememesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, sözleşmeye göre verildiği kabul edilen senetlerin belli bir ödeme karşılığı verildiğinin kabulü gerekir. Öyle olunca ispat yükü davacılarda olup senetlerin bedelsiz olduğunu yasal delillerle ispat etmelidirler. Mahkemece ispat yükünün ters çevrilerek davalıya yükletilmesi doğru değildir. Davacılar ibraz ettiği delillerle iddialarını kanıtlayamamıştır. Ne var ki, dava dilekçesinde “vs.yasal delil” demek suretiyle yemin deliline de dayandıklarından, davacılara iddialarını ispat için yemin teklif hakkı hatırlatılarak, sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA,825,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 11.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.