Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/9599 E. 2011/15485 K. 26.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9599
KARAR NO : 2011/15485
KARAR TARİHİ : 26.10.2011

… vekili avukat … ile … vekili avukat … aralarındaki dava hakkında … 7. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.4.2010 tarih ve 184-154 sayılı hükmün Dairenin 16,3,2011 tarih ve 9031-3998 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, Davalı ile kardeş olduklarını, kendisine güvenerek Maliki bulunduğu …’nın … ilçesi … Mevkii 87 ada 5 parselde bulunan taşınmazını satması için vekaletname verdiğini, davalının bu taşınmazı 9.5.2003 tarihinde dava dışı kişiye satıp bedelinin 100.000 TL olmasına karşın düşük gösterip bedelini ödemediğini, 100,000 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, rayiç değer üzerinden satışın gerçekleştiğini, bedeli de davacının hesabına gönderdiğini, kötü niyetli olarak bu davanın açıldığını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine Dairemizce onanmış, Davacı bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davacı, kendisine ait taşınmazın satımı konusunda davalı olan kardeşine vekaletname verdiğini, satış bedelinin yüksek olmasına rağmen, tapuda düşük gösterilerek kendisine noksan bedel ödendiğini iddia ederek eldeki bu davayı açmıştır. Mahkemece, dinlenen tanık beyanlarına değer verilerek taşınmazın satımı konusunda Davacının talimat verdiği, 35.000 TL’ye satılmasını talep etiği, bu bedelden daha fazla satıldığı ve hesabına yatırıldığından bahisle dava reddedilmiştir. Taşınmazın satımı konusunda Davalıya vekalet verildiği ve dava dışı şahsa taşınmazın 57.000 TL’ye satılarak bedelinin davacıya gönderildiği konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, tapuda gösterilen bu bedelin taşınmazın rayiç bedel olup olmadığı ve davalı tanıklarının anlatımlarına değer verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. HUMK.nun 293/1. maddesi uyarınca yanların kardeş olması sebebiyle tanık dinlenebilir ise de; tanık beyanlarının dosya kapsamına uygun olduğu söylenemez. Gerçekten de, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan bilirkişi raporunda, satışa konu taşınmazın
2011/9599-15485
satış tarihi itibariyle değerinin 131.850 TL olduğu ve dava tarihinde bu değerin 483.450 TL olabileceği mütalaa olunmuştur. Taşınmazın 2003 tarihi itibariyle Belediye … rayiç değerine göre ise 57.135 TL olduğu belirlenmiştir. MK.nun 6. maddesi uyarınca “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” denilmiştir. Ancak, BK.nun 392. maddesinde de, vekilin hesap verme borcu bulunmaktadır. Davalı yan 57.000 TL satış bedelinin ödediğini ileri sürmüşse de, gerçek satış bedelinin de bu olmadığı anlaşılmaktadır. Zira; bilirkişi taşınmazın satış tarihindeki değerini 131.840 TL olarak belirtmiştir. Rayiçlere göre bu tapuda gösterilen bedelin 2 mislinden daha fazladır. Öte yandan 57.000 TL’nin ise, tapuda gösterilmesi gereken asgari değer olduğu bilirkişi raporunda vurgulanmıştır. Diğer bir deyişle tapuda gösterilen miktar belediyenin … rayiç bedelidir. Dairemizin ve Yargıtay’ın kökleşmiş uygulamalarına göre, tapuda gösterilen bu bedele itibar edilmesi mümkün değildir. Davalı yan gerçek satış bedelini Davacıya ödediğini ispatla yükümlüdür. Davacı’nın gerçek satış bedeli 131.000 TL olan bir taşınmazını çok düşük bir bedelle satılması hususunda Davalıya talimat vermesi hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. Tanık beyanlarına bu sebeple itibar edilmesi olanaklı değildir. Bu durumda ve yanlar arasında görülüp sonuçlanan … 15. Asliye Hukuk mahkemesi’nin 2007/86 esas ve 2008/380 karar sayılı dava dosyası kapsamı gözetildiğinde, Davalının hesap verme borcu nedeniyle taleple bağlı kalınarak Davanın kabulü gerekirken, reddi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu gerekçeyle bozulması gerekirken, sehven onandığı bu kez yapılan incelemeyle anlaşıldığından Dairemizin 16.3.2011 gün ve 2010/9031 esas ve 2011/3998 karar sayılı kararının kaldırılmasına ve açıklanan gerekçeyle Yerel Mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ, Yukarıda açıklanan nedenlerle Davacı’nın karar düzeltme isteminin kabulü ile, Dairemizin 16.3.2011 gün ve 2010/9031 esas ve 2011/3998 karar sayılı kararının kaldırılmasına ve açıklanan gerekçeyle Yerel Mahkeme kararının BOZULMASINA, 26.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.