Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2011/9872 E. 2011/17742 K. 29.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9872
KARAR NO : 2011/17742
KARAR TARİHİ : 29.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı,davalının 26.1.2010 tarihinde yapılan ihale ile kuruma ait 90 nolu parti malları satın aldığını ve şartname müddeti içerisinde malların kesin satışını yaptırmaması sebebiyle satışın feshedilerek teminatın irat kaydedildiğini,daha sonra 90 nolu parti malların 1.3.2010 tarihinde ikinci defa açık arttırmaya çıkarılarak başka şahıslara satıldığını,ancak malların ikinci satışta daha düşük fiyatla satılması nedeniyle 57.150.00 TL bedel farkı, satışlar arasında geçen süre nedeniyle 957.60 TL zarar olmak üzere toplam 58.107.60 TL idare zararı meydana geldiğini belirterek,58.107.60 TL idare zararının, ikinci ihaleye göre bedel yatırılması gereken en son gün olan 18.3.2010 tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faiz oranına göre hesaplanacak ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı;ilkokul mezunu olduğunu, ihalenin sonuçlarını bilmeden kulaktan dolma bilgilerle ihaleye girdiğini,lira ile kuruşu ihale sırasında karıştırdığını, ihalenin kendisinde kaldığını,ihaleden sonra yaptığı araştırmada ihale rakamının çok afaki olduğunu öğrendiğini. malları toplayıp bedelini ödeyememektense teminatı yakmayı tercih ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
2011/9872-17742
Mahkemece;davalının katıldığı ihalede kendisini büyük ölçüde zarara uğratacak şekilde tahmini bedelin 7.60 katı fiyat vermesinin esaslı hataya düşerek kuruş ve lirayı karıştırmasından kaynaklandığı,esaslı hataya düşmüş olması nedeniyle idare zararından sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere; sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamıyacağı kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekirki, Borçlar Kanununda esaslı hatanın tanımı yapılmamış, 24. maddede sınırlayıcı olmamak üzere örnekler gösterilmiştir. Kısaca iç irade ile açıklanan irade arasındaki bilmeyerek yapılan uyumsuzluk olarak tanımlanan hatanın esaslı kabul edilebilmesi için, uygulamada ve bilimsel alanda ortaklaşa benimsendiği gibi,girişilen taahhüdün başlıca sebebini teşkil etmesi, daha açık söyleyişle hem yanılgıya düşen taraf, yönünden (Subjektif unsur), hemde … hayatındaki dürüstlük kuralları (objektif unsur) açısından, hataya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması zorunludur.
Hal böyle olunca, belirlenen olgular yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde, davalının savunmasında belirttiği olaylar hata sayılmaz. Bu nedenle mahkemece işin esası incelenip sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 29.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.