YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10522
KARAR NO : 2012/15639
KARAR TARİHİ : 18.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı asıl borçlu … …’nın davalı banka İle düzenlediği konut kredisini kefil sıfatı ile imzaladığını,taksetlerin ödenmemesi üzerine kefil sıfatıyla kendisi aleyhine davalı banka tarafından icra takibi yapıldığını, alacağın asıl borçluya başvurmadan kendisinden istenmeyeceğini ileri sürerek borçlu bulunmadığının tespitini istemiştir.
Davalı banka, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dışı asıl borçlunun davalı bankaya konut kredisinden doğan borcunu ödememesi nedeniyle, kefil sıfatıyla kendisi aleyhine davalı banka tarafından icra takibi yapıldığını, asıl borçluya başvurmadan kendisinden istenmeyeceğini ileri sürerek borçlu bulunmadığının tespitini istemi ile eldeki davayı açmıştar. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmiştir. 4077 sayılı yasanın 10/3 maddesi gereğince uygulama yapılmalıdır. 4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı kanunun 10. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesi “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez.” hükmünü getirmiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup adi yada müteselsil kefil ayrımı yapılmamıştır ve re’sen gözetilir. Bu hükümle 2012/10522-15639
yasa koyucu alacaklının asıl borçluya başvurmadan kefile başvuramayacağını amaçlamıştır. Alacaklı, asıl borçluya başvurup alacağını tahsil edemediği takdirde kefile başvurup alacağının tahsilini isteyebilecektir. Somut olayda da, davacı, kefil durumundadır. Davalı banka, asıl borçlu ile davacı-kefil hakkında birlikte icra takibi yapmıştır. Davalı bankanın, davacı-kefilden henüz alacağını talep etme hakkı doğmamıştır. Bu nedenle de davanın kabulü gerekir. Mahkamece, açıklanan bu hususlar üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 18.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.