Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/1058 E. 2012/26278 K. 22.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1058
KARAR NO : 2012/26278
KARAR TARİHİ : 22.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat … ile davacı vekili avukat … Çabuk’un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalıların murisi kendisinin de kardeşi olan Mesut Can’ın vefat ettiğini, ölenin mirasından kızkardeşlerine pay verilmesi için tarafların ve dava dışı diğer kızkardeşlerin biraraya gelerek 30.11.2006 tarihli toplantı tutanağı başlıklı belge düzenleyip imzaladıklarını, belge içeriğine göre ölenin 19.8.2005 vefat tarihindeki tüm mal varlığından vasiyeti ve borçları düşüldükten sonra herbirine ayrı ayrı 415.000 TL ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak ödenmediğini bildirerek tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2012/1058-26278
2-Davacı, davalıların murisi kendisinin de kardeşi olan Mesut Can’ın vefat ettiğini, tarafların ve dava dışı diğer kızkardeşlerin biraraya gelerek 30.11.2006 tarihli toplantı tutanağı başlıklı belge düzenleyip imzaladıklarını, belge içeriğine göre ölenin 19.8.2005 vefat tarihindeki tüm mal varlığından vasiyeti ve borçları düşüldükten sonra herbirine ayrı ayrı 415.000 TL ödenmesinin kararlaştırıldığını ancak ödenmediğini bildirerek tahsili için eldeki davayı açmıştır. Tarafların 30.11.2006 tarihinde toplantı tutanağı başlıklı sözleşmeyi düzenleyip imza ettikleri tarafların da kabulündedir. Davalılar sözleşmenin batıl olduğunu, buna dayanarak bir şey istenemeyeceğini, ancak sözleşmeye konu borcu ödediklerini savunmuşlardır. Delil olarak davacı ve oğullarına ilişkin banka hesaplarına ait dekont asıllarını sunmuşlardır. Bu dekontların incelenmesinde; 7.12.2007 ve 9.1.2007 tarihinde … … şubesinden davacının Caddebostan şubesindeki hesabına, yatıran hanesinde davacı adı yazılarak 100.000 er TL lik ayrı ayrı iki havale yapıldığı, 20.2.2007 tarihinde … … şubesinden , davacının oğlu.. yatıran hanesinde açıklama yapılmaksızın 100.000 TL havale edildiği, 20.2.2007 tarihinde … … Şubesinden , davacının oğulları … Rüştü ve…. Ümraniye şubesindeki hesaplarına, yatıran hanesinde bir açıklama yapılmaksızın 100.000 TL havale edildiği yine 14.3.2007 tarihinde … … Şubesinden davacının Caddebostan Şubesindeki hesabına yatıran hanesinde bir açıklama yapılmaksızın 15.000 TL havale edildiği, bu havalelerin toplamının 415.000 TL’ye ulaştığı görülmektedir. Davalılar, dayanak 30.11.2006 tarihli sözleşmenin tarafları arasında yer alan dava açmayan diğer kızkardeşlerin Necla Aypar ve … Cansu olduğu, dava dışı Necla Aypar’a da aynı şekilde ödeme yaptıklarını savunmuşlardır. Buna dayanak sundukları dekontlarda, 11.1.2007-13.3.2007-12.42007 tarihlerinde Necla’nın eşi … Rıza adına …’ın … Şubesinden ….Şubesine 315.000 Dolar havale edildiği, bunlardan ilk havalede yatıran hanesine … Rıza’nın adının yazdığı, diğerlerine bir açıklama yapılmadığı görülmüştür. Davalılar dekont asıllarının kendilerinde olması hususunu, vergi ve mali yükümlülükler nedeniyle esasen kendi elemanları eliyle parayı yatırtmış olmalarına rağmen bunu kayda geçiremedikleri şeklinde izah etmişlerdir. Davacı taraf bu savunmaya karşı, eşinin işyerinin …nde bulunduğunu, bir miktar parası ve altını olduğunu, bunları evde tutmak
istemediğini, bunları bildiği bir çevre olan …nde bozdurup üstünde taşımamak için banka aracılığı ile hesabına geçirdiğini, banka hesabındaki hareketin davalının sunduğu dekont asıllarındaki para akışından ibaret olmadığını, oğullarının adının geçtiği havalelerin kendisini ilgilendirmediğini, dekont asıllarının neden davalılarda bulunduğunu bilmediği şeklinde izah etmiştir. Davacının hesabındaki para akışına ilişkin dosyaya sunulan diğer dekontların incelenmesinde, asılları davalıların elinde bulunan dekontların tarihinden daha sonraki tarihlere ilişkin olduğu, hesaptaki paradan oğullarına bir kısım havaleler yaptığı, bir kısmında da hesaptan kendisinin para çektiği, çektiği paraların tutarlarının 235.000 Dolar ve 107.926 TL olduğu, havale ettiği paraların 20.000 Dolar ve yaklaşık 147.640 TL civarında olduğu anlaşılmaktadır. Tüm dosya içeriğinden ve davalıların ödeme savunması ile ilgili olarak sundukları delillerin kapsamı ve özellikle davacı ve oğullarına ait banka dekontlarının asıllarının davalılar tarafından dosyaya sunulmuş olması hususu gözetildiğine, banka dekontlarının davalılar lehine yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Alacağın miktarı itibarıyla tanık dinlenmesi tarafların açık muvafakatına bağlı ise de, yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belge bulunması hali tanık dinleme yasağının istisnalarından birini teşkil eder. Mahkemece davada tanık dinlenmesi imkanı bulunduğundan tarafların tanık delilleri değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 18.438.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.