YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11621
KARAR NO : 2012/13916
KARAR TARİHİ : 30.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı,10449 abone numaralı tarımsal sulama elektrik abonesi olduğunu,1995 yılında … Barajının sulama amaçlı kanalarından sulama yapılması nedeniyle … sulama Birliğine çiftçi kaydını yaparak bu Sulama Birliği’nden sulama yaptığını, 695.445,48 TL borç ve 41.116,56 TL eski borç olarak tahakkuk ettirilen fatura geldiğini, …’a 07.07.2008 tarihinde itiraz ettiğini, 19.08.2008 tarihli tutanak ile de saatin arızalı olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle eski saatin sökülerek yerine yeni dijital saatin takıldığını ve bundan sonra gelen 483,93 TL elektrik faturasının ise 12.01.2009 tarihinde ödendiğini, ancak buna rağmen 2005 yılından 2008 yılına kadar 90.441,00 TL tekrar borç tahakkuk edildiğini ancak istenen bu miktarın yanlış olduğunu, haksız ve fazla istenen bu borç miktarının hiçbir yasal dayanağının olmadığını ileri sürerek, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı,davacının aboneliğini iptal ettirmediğini ve tesisi kaldırmadığını, dolayısıyla bu durumun tesisin fiilen kullanıldığına karine teşkil ettiğini, ayrıca hiç kullanmasa bile mevzuata göre demir kaybı gibi sebeplerle borç tahakkuku yapılacağını, ölçüler ve ayarlar müdürlüğünce yapılan incelemede sayacın müdahaleli olduğunun tespit edildiğini ve yapılan hesaplamaların mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu da dikkate alınarak davacının ihtilaflı döneme ilişkin olarak 96.660,77 TL borçlu olmadığının tespitine,fazlaya ilişkin 3.441,42 TL’ye yönelik talebin reddine karar verilmiş; hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı eldeki dava ile,davalının tarımsal sulama abonesi olmasına rağmen,1995 tarihinden itibaren … Sulama Birliği’ne üye olup sulamasını bu sulama birliğinden yaptığını,davalının ise mevcut abonelikten sulama yapılıyor gibi fahiş tüketim tahakkuk ettirdiğini belirterek, tahakkuk ettirilen fatura nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitini istemiş, davalı ise, davacının aboneliğini iptal ettirmediği için fiilen kullanıldığına
karine teşkil ettiğini, hiç kullanmasa bile mevzuata göre demir kaybı gibi sebeplerle borç tahakkuku yapılacağını, ölçüler ve ayarlar müdürlüğünce yapılan incelemede sayacın müdahaleli olduğunun tespit edildiğini ve yapılan hesaplamaların mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.
Her ne kadar mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu içeriğine göre;mevcut kuyudan su temininin hayatın olağan akışına ters olduğu,tesiste kurulu bulunan tüm unsurlara göre tesisin sulama için kullanılmadığı, yine tesisteki kurulu unsurlara göre olması gereken enerji bedeli hesaplaması yapıldığı buna göre ise elektrik bedelinin 2.294,28 TL olduğu, kaçak elektrik kullanıldığının kabul edilmesi halinde ise bedelin 3.441,42 TL olduğu hesaplanmış ise de;davacının tarlasının nasıl sulandığına ilişkin … Sulama Birliği’nce verilen cevaba göre davacının tarlasının sulama birliğince sulandığının belirtilmiş olması cevabı ile yetinilmiş,ayrıca ismi geçen sulama birliğinden ne kadar tarlanın sulandığı,tüketim miktarının ne kadar olduğu ve bu sulama karşılığı ödenen miktarın veya ödeme belgelerinin araştırılmadığı, sadece bilirkişilerin davalının 10449 aboneliğinin sulama için kullanılmadığı tespitiyle yetinilerek hesaplanan miktara hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Davacının gerçek tüketim miktarının belirlenmesi için,öncelikle kendi iddiasına göre davalının aboneliği dışındaki tüketiminin belirlenmesi gerekir.Yani az yukarıda açıklanan şekilde, sulama birliğinden ne kadar tarlanın sulandığı,tüketim miktarının ne kadar olduğu ve bu sulama karşılığı ödenen miktarın veya ödeme belgelerinin dosyaya celbi ile davacı abonenin kurulu gücünün ve sulama yapılan alanın yüzölçümü gibi kıstaslarında dikkate alınarak sonuca gidilmesi zorunludur.Mahkemenin değinilen bu yönü gözeterek konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ikinci bentte gösterilen nedenle tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 1.305.00 TL. temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 30.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.