YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12770
KARAR NO : 2012/14956
KARAR TARİHİ : 07.06.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının … komisyoncusu olduğunu,dava konusu dairenin kiralanmasına aracılık ettiğini ve 15.11.2008 tarihinde kira sözleşmesi imzalandığını,ancak haklı nedenle kira sözleşmesini feshedip, ödediği 4.230 TL komisyon bedelinin iadesini için davalıya ihtar gönderdiğini, davalının komisyon ücreti ödenmediğini için takipte bulunduğunu, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, feshin haklı olmayıp komisyoncunun kusurundan kaynaklanmadığını, komisyoncunun sorumluluğunun tarafları bir araya getirerek kira sözleşmesinin imzalanması ile sorumlu olduğunu,komisyon bedelinin iadesi talebinin MK 2.maddesine aykırı olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, 4.320 TL asıl alacak için yapılan itirazın iptaline bu miktar üzerinden takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2012/12770-14956
2-İ.İ.K.nun 67 inci maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, somut olayda komisyon bedelinin iadesi gerekip gerekmediğinin saptanması yargılamayı gerektirdiğinden ve yargılama sonucu tespit edildiğinden icra-inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekir. Mahkemece davacının bu isteminin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HMUK’un 436/2. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenle kararın hüküm fıkrasında “ bu miktar üzerinden % 40 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine“ ilişkin cümlenin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “ davacının icra inkar tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine” cümlesi yazılarak kararın düzeltilmesine, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 64.00 TL. kalan harcın temyiz edenden alınmasına, 7.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.