YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12873
KARAR NO : 2012/24252
KARAR TARİHİ : 31.10.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Emlakbank A.Ş ile arasında 09.04.1999 tarihinde “Yapı Tasarruf Kredilerinin Kullandırılmasına İlişkin Borçlanma Sözleşmesi” gereğince konut kredisi kullandığını, 2004 yılına kadar kredi geri ödemelerinin Alman Bankası’na yapıldığını, kullanılan krediden borcunun kalmadığını, aleyhinde başlatılan icra takibinin hiçbir safhasından haberdar olmadığını ve evinin olmayan bir kredi borcu için satıldığını, davalı bankanın krediyi kullandıran yurt dışındaki banka ile gerekli yazışmaları yapmadan, güncel durumu sormadan, kötüniyetli ve haksız olarak takibe giriştiğini ileri sürerek, borçlu olmadığının tespiti ile % 40 tan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile İzmir 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/8261 takip sayılı dosyasında takip tarihi itibariyle 32.886, 42 euro asıl alacak taleple bağlı kalınmak suretiyle 297, 85 euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 33.184, 27 euro borçlu olduğunun, yine tahsilde tekkerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla İzmir 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/7400 takip sayılı dosyasında takip tarihi itibariyle 32.886, 42 euro asıl alacak taleple bağlı kalınmak suretiyle 69, 50 euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 32.995, 92 euro dan borçlu olduğunun tespitine diğer taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacının yurtdışında, 09.04.1999 tarihinde “Yapı Tasarruf Kredilerinin Kullandırılmasına İlişkin Borçlanma Sözleşmesi” gereğince konut kredisi kullandığı ve davalı bankanın bu kredi borcu nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi
2012/12873-4235
ve genel haciz yoluyla iki ayrı takip yaptığı anlaşılmaktadır. Davacı, aleyhinde başlatılan icra takiplerine konu kredi borcunun Almanya’daki aracı bankaya ödenerek kapatıldığını, ayrıca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte ipotekli gayrimenkulün satıldığını, dolayısıyla borcunun kalmadığını iddia ederek borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle davacının her iki takip yönünden tahsilde tekkerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla borçlu bulunduğu miktarlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibi sonucu ipotekli taşınmazın satışından kaynaklanan bedelin davacının kredi borcuna ne kadarının mahsup edildiği, ayrıca davacının yurtdışınaki aracı bankaya ödemelerine ilişkin belgelerin de gözönüne alınmadığı, sadece davalı banka tarafından ilgili sandığa 30.07.2004 tarihinde bakiye borç tutarı olan 32.886, 42 euro’nun transfer edildiği belirtilmek suretiyle hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca anılan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesinin olanaksız olduğu kabul edilmelidir. Mahkemece, konusunda uzman ve hesap işlerinden de anlayan bilirkişinin de aralarında bulunduğu bilirkişi kurulundan, davacının sözkonusu konut kredi sözleşmesi uyarınca hangi ödemeleri yaptığı ve ipotekli taşınmazın satış bedelinin de dahil edilerek, bu bağlamda davacının borçlu bulunmadığı kredi miktarının ne olacağı konusunda taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine uygun gerekçeli ve açıklayıcı rapor alınarak hasıl olacak sonucu uygun karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın taraflar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bent uyarınca tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 21.15 TL temyiz harcın istek halinde davalıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.