Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/13364 E. 2012/17685 K. 10.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13364
KARAR NO : 2012/17685
KARAR TARİHİ : 10.07.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı … avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalıya banka hesabından 5.000 USD havale gönderdiklerini, davalı tarafından borcun geri ödenmediğini, alacağın tahsili için giriştiği takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 6.606,20 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptaline icra inkar tazminatı talebinin ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K.nun 67 inci maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir.İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece davacının bu istemi hakkında reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ:Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine,2.bentte açıklanan nedenle kararın hüküm fıkrasında yazılı davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine ilişkin cümlenin iptali ile yerine “ takibe konu asıl alacağın %40’ ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline” cümlesi eklenerek kararın düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 21.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 10.7.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.