Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/13970 E. 2012/25166 K. 08.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13970
KARAR NO : 2012/25166
KARAR TARİHİ : 08.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, 2004 yılında, davalı Tarım İl Müdürlüğü ile…Çiftçi Sözleşmesi imzaladığını, buna göre kendisine ait taşınmazda bodur elma bahçesinin tesisi ve yetiştirilmesinin kararlaştırıldığını, davalının talimatları doğrultusunda, davalının temin ettiği fidanları bahçesine dikip gerekli bakımı yaptığı halde fidanların bodur elma fidanı çıkmadığı gibi meyve de vermediğini bildirerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000 TL nin faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş, 16.9.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile de talebini 29.132.95 TL.na çıkarmıştır.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 19.494, 56 TL nin 30.12.2010 yılından itibaren yasal faizi ile tahsiline fazla talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden davacı ile davalının 2004 yılında bodur elma bahçesi tesis edilmesi konusunda sözleşme yaptıkları, davacının cüzi bir para ödediği, davalının gözetim ve denetiminde, tesisi için gerekli masrafları davalı karşılayarak ve yine davalının temin ettiği fidelerin davacı bahçesine dikildiği, halen bahçenin mevcut olduğu, davacının bodur elma cinsi çıkmaması ve meyve vermemesi nedeniyle 30.12.2010 tarihli dava dilekçesi ile tazminat ödenmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf, davayı kabul etmemekle birlikte verilen fidanların bodur elma fidanı olup olmadığı ya da veriminin yeterli olup olmadığı hususunun 3.yılda anlaşılabileceğini, davacının bahçe tesisinden 6 yıl sonra dava açtığını, aldığı ürünü de satıp gelir elde ettiğini, davanın süresinde açılmadığını savunmuştur.
5553 sayılı Tohumculuk Kanununun 11.maddesinde” Fiillerinin ayrıca suç sayılma hâli saklı kalmak üzere, zarara neden olan kusurlu tohumluğu üreten, satan, dağıtan, ithal eden veya başka şekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlüdür. Bunlar zararı, kusurları oranında birbirlerine rücu edebilirler.
Dava, zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, her hâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabilir.” hükmünü içermektedir. Davacı, dava konusu fidanları 2004 yılında alıp diktiğine göre dava tarihinde altı yaşında olan elma ağaçlarının bodur elma cinsi olup olmadığı, verimlerinin yeterli olup olmadığı bu altı yıllık sürede anlaşılması mümkündür. Kaldı ki davalı bu durumun üç 3.yılda anlaşılabileceğini savunmuştur. 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu özel kanun niteliğinde olup eldeki uyuşmazlıklara öncelikle uygulanması gerekir. Bahsedilen yasal düzenlemede geçen süreler hak düşürücü süre niteliğindedir. Davanın süresinde açılmaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 8.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.