YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14528
KARAR NO : 2012/21506
KARAR TARİHİ : 01.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
İ
Taraflar arasındaki ihtiyati tedbir kararına itiraz davasının yapılan yargılaması sırasında ihtiyati tedbir ara kararının kaldırılmasına ilişkin talebin kabulüne dair kararın süresi içinde SGK avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
İhtiyati tedbir talep eden davacı şirket vekili,hastane olarak iki şoför ile ambulans hizmeti almak üzere süresiz sözleşme yaptıklarını,bu şoförler hakkında usulsüz hasta taşımaları nedeniyle soruşturma yürütüldüğünü,soruşturma kapsamında halen 964.000 YTL zarar tespit edildiğini bu zarara karşılık şoförler tarafından 100.000 TL yatırıldığını, kendileri hakkında bir soruşturma olmadığı halde kurumdan alacakları olan 1.689.437,17 YTL alacaklarının bloke konulması nedeniyle ödenmediğini belirterek, ihtiyati tedbir kararıyla bu ödemenin yapılmasını talep etmiştir.
Mahkemece davacı şirket hakkında yürütülen soruşturmanın devam ettiği ancak soruşturmanın mahiyeti, davacıyı ne ölçüde etkileyeceğinin belirgin olmaması ve telafi edilemeyecek zararlara yolaçabileceği gerekçesiyle ihtiyati tedbir kararı verilerek davalı tarafından ödemelere bloke konulmasına ilişkin işlemin durdurulmasına karar verilmiş; davalı tarafın yapmış olduğu itirazın mahkemece reddedilmesi üzerine davalı HMK 394/5 gereğince kararı temyiz etmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1086 sayılı HUMK’nu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı HMK’nın da 1086 sayılı yasanın 101 ve takip eden maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbirle ilgili düzenlemelerden farklı hükümlere yer verilmiştir. İhtiyati tedbir isteğinin reddine dair veya kabulüne dair karara itiraz üzerine verilen karara karşı kanun yolunun açılmış olması, öncelikle incelenip, kesin olarak karara bağlanması hususları detaylı şekilde
düzenlenmiştir. (6100 sayılı HMK. 391/3 Md.) Bilindiği ve öğretide de kabul edildiği üzere ihtiyati tedbir “…kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.” şeklinde tarif edilmiştir. (Medeni Usul Hukuku 12.Baskı Sh.714-Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz Atalay, Prof. Dr. … Özekes) Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.
Nitekim 6100 sayılı HMK’nın onuncu kısmının birinci bölümünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi 389.madde başlığında “geçici hukuki korumalar” olarak vasıflandırılmış ve aynı maddenin birinci fıkrasında “mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir” şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanması gibi sair hususlar da duraksamaya yer bırakmayacak şekilde takip edilmesi ve yapılması gerekli usul ve prosedür vazedilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler ve müfettiş tarafından yapılan incelemeye dayalı olarak davacı vekilinin 12.03.2012 tarihli 1.150.000 TL alacaklarına bloke konulması talepli dilekçesi ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece, davanın ve uyuşmazlığın esasını halleder şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi HMK’nu 394/5’ne aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün bu nedenle davalı yararına BOZULMASINA, 1.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.