YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14998
KARAR NO : 2012/24255
KARAR TARİHİ : 31.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ortaklığın feshi-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 1/2’şer oranında ortak oldukları … parsel taşınmaz üzerinde kurulu bulunan iki tavuk yetiştirme kümesini adi ortaklık kurarak birlikte işlettiklerini, idareci ortak olan davalının kendisine kar payı vermediği gibi hesap vermeyede yanaşmadığını, davalıya işletmenin kurulması ve işlerin idamesi için 55.000 Euro para verdiğini, davalının adi ortaklıktaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürerek adi ortaklığın feshini, 2004-2007 tarihleri arasındaki kar paylarının faizi ile tahsilini, feshedilen adi ortaklığın mahkemece tasfiyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıdan 55.000 Euro para almadığını, bir kümesin kendisine ait olduğunu, işletmenin kar elde etmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, kar payı istenen dönemde ve öncesinde ortaklığın zarar ettiği, sulh hukuk mahkemesince taşınmazdaki ortaklığın giderilmesine karar verildiği, davacının davalıya 55.000 Euro para verdiğini ispat edemediği, adi ortaklığın tasfiye edilecek mal varlığının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddinekarar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı eldeki davada, davalı ile yarı yarıya ortak oldukları taşınmaz üzerinde kurulu bulunan tavuk kümeslerini davalı ile birlikte adi ortaklık şeklinde işlettiklerini, ancak davalının ortaklık ilişkisine uygun olmayan davranışlarda bulunduğunu savunarak ortaklığın fesih ve
2012/14998-24255
tasfiyesi ile kar payının tahsilini istemiş, davalı ise adi ortaklık ilişkisini inkar etmemiş ve ancak ortaklığın kar elde etmediğini savunmuştur. Taraflar arasında adi ortaklığın kurulduğu tarafların beyanlarıyla anlaşılmış olup, esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Davada çözülmesi gereken sorun, adi ortaklığın tasfiyesinin gerekip gerekmediği ve tasfiyenin ne şekilde yapılacağı hususudur. Hemen belirtmek gerekirki ortaklığın feshi ile tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. Davacı ile davalı arasında sözlü anlaşma ile adi ortaklığın kurulduğu ve bilahare bu ortaklığın fiilen son bulduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Ortaklık fiilen son bulduğuna göre tasfiyenin de bizzat mahkemece yaptırılması gerekir. Tarafların arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı içinde tasfiyenin BK.nun 539.maddesindeki sıra takip edilerek yapılması zorunludur. BK.nun 538.maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması yada satış suretiyle elden çıkarılmalıdır. Ne var ki, az yukarıda açıklandığı üzere yazılı bir sözleşme bulunmadığı içinde tasfiyenin BK. 539.maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir.
Açıklanan bu hukuki olgular karşısında öncelikle ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle aktif ve pasif mal varlığı belirlenmeli, idareci ortak olduğu anlaşılan davalıdan ortaklık hesabını gösterir hesap istenmeli, davacıdan bu hesap hususunda diyecekleri sorulmalı ve gerekirse davacıdan da bu hususta hesap istenmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği yine taraflardan sorulmalı, taraflar tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmeli, anlaşamamaları halinde ise ortaklığa ait tüm gelir gider hesabı çıkarıldıktan ve ortaklığın tüm aktif ve pasifi kesin olarak belirlendikten sonra konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla ortaklık varlığının değerleri sunulan ortaklığa ait kayıtlar ve dosyadaki bilgiler esas alınarak belirlenmeli, ortaklık mal varlığının ve değerlerinin sunulan kayıtlar ile belirlenememesi halinde emsal işletmelerin gelir ve giderleri esas alınarak ve buna göre bir kıyaslama yapılarak belirlenen mal varlığından veya elde edilen gelirden öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra kalan kısmın taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmelidir. Tasfiyenin bizzat mahkeme tarafından yapılması gerektiği hususu ile az yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek tarafların iddia ve savunmaları üzerinde durularak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi
2012/14998-24255
gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 21.15 TL temyiz harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.