Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/15350 E. 2012/25534 K. 14.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15350
KARAR NO : 2012/25534
KARAR TARİHİ : 14.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas ve birleşen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı davalı kurumla aralarında her yıl düzenlenen … Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi aktedildiğini ,… uygulaması tebliği ve idari mevzuat ve … hizmeti satın alma sözleşmesiçerçevesinde … uygulama tebliği ekinde yer alan fiat tarifesi üzerinden sunmuş olduğu hizmetlerin bedelinin satın aldığını, ancak 1.1.2010 -31.1.2010 tarihleri arasındaki döneme ait hizmet bedelinin faturalarda haksız olarak 30.284,60 tl kesinti yapıldığını ileri sürerek davalıdan bu miktarın faiziyle tahsilini, birleşen 2010/494 e.sayılı dosyada 1.2.2010-28.2.2010 tarihleri arasındaki dönem için faturalardan kesilen 52.457,14 Tl den fazlaya ait hakları saklı tutularak 10.000,00 TL.nin, birleşen 2010/489e. sayılı dosyada 1.3.2010-31.3.2010 tarihleri arasındaki dönem için 38.414,79 TL.nin, birleşen 2010/492e. sayılı dosyada 1.4.2010-30.4.2010 tarihleri arasındaki dönem için 4.590,42 TL.nin, birleşen 2010/490e. Sayılı dosyada 1.5.2010-31.5.2010 tarihleri arasındaki dönem için 4.843,52 TL.nin, birleşen 2010/493e. sayılı dosyada 1.6.2010-30.6.2010 tarihleri arasındaki dönem için 4.044,79 TL.nin, faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı davaların reddini dilemiştir.
Mahkemece birleşen 2010/493 esas sayılı davanın reddine ,diğer davalar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK.nun 381 maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra
numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388 maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Temyize konu davada birleşen 2010/494 esas sayılı dava dosyasının ,kısa kararında “…davanın 43.873,60 TL.üzerinden kabulüne, fazlaya dair istemin reddine şeklinde hüküm kurulmasına rağmen, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise “dava taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL.nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulmuştur. Az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. Mahkemece 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacının ve davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün (BOZULMASINA), 2. bent gereğince davacının ve davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 126.90 TL temyiz harcın istek halinde davacıya iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 14.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.