YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15404
KARAR NO : 2012/24256
KARAR TARİHİ : 31.10.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı arsa maliki ile arasında 05.03.1990 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yapılarak büro ve dükkanların arsa sahibine, konutların ise yüklenici olarak kendisine ait olacağının kararlaştırıldığını, 13 ve 14 nolu bağımsız bölümleri 12.11.1992 tarihli harici satış sözleşmesi ile davalının satın aldığını, satış sözleşmesinde dairenin satış bedelinin 340.00 TL olarak kararlaştırıldığını, 02.03.1993 tarihi itibariyle bu bedelin 180, 00 TL’sinin peyderpey ödediğini, bakiye kalan 160.00 TL’yi ise binadaki büro ve dükkanları kiraya verdikten sonra ödeyeceğini yazılı olarak taahhüt ettiğini, davalının tüm büro ve dükkanları 1993 yılında teslim aldığı halde bakiye borcunu ödememesi üzerine … 4.Noterliği’nin 07.01.2005 ve 27.06.2005 tarihli ihtarnamelerin keşide edildiğini, 12.11.1992 tarihli sözleşmeden kaynaklı bakiye alacağın BK’nun 43 ve 105. maddeleri gereğince munzam zarar olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000, 00 TL’lik kısmının 08.07.2005 tarihinden itibaren ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 160, 00 TL’nin 08/07/2005 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
2012/15404-24256
1-Davalı taraf, mahkeme kararını katılma yoluyla temyiz etmişse de, davacının temyiz dilekçesinin davalı tarafa 14.11.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalının katılma yoluyla kararı temyiz ettiğine dair dilekçesinin ise yasal 10 günlük süre geçtikten sonra 29.11.2011 tarihinde verildiği anlaşılmakla, davalının temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkeme kararlarının gerekçeli olması şart olup, bu husus anayasanın 141/3, HMK.nın 297. maddelerinde açıkça hükme bağlanmıştır. Mahkeme kararının hukuk’a uygun olup olmadığı ancak kararın gerekçesi ile denetlenebilir. Hakim, tarafların sunduğu maddi vakaların hukuki niteliğini, bir başka değişle hukuki sebepleri kendiliğinden araştırıp bulmak ve hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklamak zorundadır. Mahkeme kararının “gerekçe” bölümünün incelenmesinde, munzam zarar isteği konusunda bir açıklama bulunmadığı, mahkemeyi hüküm fıkrasında yer alan şekilde karar vermeye yönelten hukuk kurallarının ve nedenlerinin belirtilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, değinilen bu yönler göz ardı edilerek, munzam zarar isteği hakkında gerekçeden yoksun bir şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenle davalının temyiz dilekçesinin reddine, ikinci bentte belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.