Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/16220 E. 2012/20059 K. 17.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16220
KARAR NO : 2012/20059
KARAR TARİHİ : 17.09.2012

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki malın ayıplı olmasından kaynaklanan davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, sıfır … alınan aracının … süresi içerisinde motor yatağını sardırıp arızalandığını, iki ay geçmesine rağmen tamir edilemediğini, arızanın üretimden kaynaklı gizli ayıp olduğunu ileri sürerek aracın ayıpsız misli ile değişimini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, aracın davacı tarafından kendilerinden değil ikinci el olarak satın alındığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, ayıplı olduğu iddia edilen davaya konu aracın ikinci el olarak satın alınması nedeniyle davacı ve davalılar arasında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun uygulanabilmesini gerektirecek bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından bahisle davaya bakma görevinin genel yetkili mahkemelere ait olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 2.maddesinde “Bu kanunun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiş, yasanın 3.maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; 2012/16220-20059 kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Davacının, aynı maddenin (ı) bendi anlamında ‘tüketici’ olarak kabul edilip, edilemeyeceği hususu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.11.2009 tarih, 13-542 esas-551 karar sayılı içtihadı ile açıkça belirlendiği üzere anılan kanun hükmü çerçevesinde, bir gerçek veya tüzel kişinin tüketici olarak kabul edilebilmesi için aranan tek koşul, onun bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinmiş, kullanmış veya yararlanmış olmasıdır. Somut olaydaki gibi, bir malın satın alınmasının söz konusu olduğu hallerde, malın alıcı tarafından daha sonra başkasına ve hatta onun tarafından da başkalarına satılmış olması, … süresi dolmuş olmadıkça, son alıcı sıfatıyla o malın maliki olan gerçek veya tüzel kişinin tüketici sıfatı taşımasına engel değildir. …, … belgesi ile birlikte satılması zorunlu olan bir maldır ve … süresi içinde el değiştirmesi durumunda dahi … borcu ortadan kalkmaz; satın alan tüketici de sağlanan garantiden yararlanabilir.
Somut olayda, davacının dava konusu aracı ticari veya mesleki bir amaçla edinmediği, 05.08.2008 tarihinde alınan aracın uzatılmış … süresi olan altı yıl içinde arızalandığı çekişmesizdir. Bu halde davacının tüketici olarak kabul edilmesi, uyuşmazlıkta 4077 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde görev yönünden davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 21,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 17.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.