Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/17615 E. 2012/25517 K. 14.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17615
KARAR NO : 2012/25517
KARAR TARİHİ : 14.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi ve alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı davacılar avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadğından incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalıdan satın aldığı iki adet dairenin bedellerini davalıya ödediğini, uzun uğraşlar sonucu 30.12.1992 tarihli sözleşmeyi davalıya imzalattığını, aradan 15-20 yıl geçmesine rağmen davalının halen bağımsız bölümlerin tapularını vermediğini, haricen satışı yapılan iki adet dairenin tapuda adına tescil edilmediğini ileri sürerek, 30.12.1992 tarihli sözleşmenin feshine, dairelerin rayiç bedellerinin ihtar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının dava konusu dairelerin satış bedellerinden bir kısmını ödemediğini, davacının satın aldığı dairelerden yıllardır kira aldığını, sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle davacının rayiç bedel isteyemeyeceğini, satış sözleşmesinin sonradan davacı tarafından doldurulduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 11.105,60 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte dahili davalılardan tahsili ile davayı takip eden Muhammed
Nasuhi ve Hacer’e verilmesine, fazlaya ilişkin talep yönünden mirasın reddedilmesi ve reddetmeyen bir kısım hak sahiplerinin de davayı takip etmemiş olmaları nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm davacı… mirasçıları ve davalı… mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK’nın 381. maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı Yasa’nın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK’nın 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı Kanun’un 389. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK’nın 388. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasa’nın 141. maddesi ile HUMK’nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Temyize konu davada; davacının vefatı üzerine davacı mirasçıları adına davayı takip eden vekil, 13.07.2007 tarihli celsede mirasçılardan Muhammed İkbal Çil ve Muhammed Sait Çil’in mirası reddettiklerini, diğer mirasçıların vekaletnamesini sunarak esasa ilişkin beyanlarını sunmak üzere süre talep ettiğini beyan ederek karar başlığında gösterilen İsmail Hakkı Çil mirasçıları … ve …’in haricinde mirası reddetmeyen mirasçılardan Aysel Çil ve Muhammed Tayyip Çil’i de temsilen onlar adına davayı takip ettiğini açıklamış, bu mirasçılara ilişkin yetki belgesini de dosyaya sunmuştur. Hal böyleyken mahkemece, mirasçılardan Aysel ve Muhammed Tayyip Çil karar başlığında gösterilmediği gibi, bu mirasçılar adına olumlu ya da olumsuz bir karar da verilmemiştir. HUMK.’nun 388.
maddesine uygun olarak hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacılar ve davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 165,00 TL. temyiz harcının istek halinde davalılar iadesine, 18,40 TL peşin alanan harcın davacılara iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.