YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18176
KARAR NO : 2013/14005
KARAR TARİHİ : 28.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vekili Avukat… gelmiş karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, davacıların karı-koca olduklarını, davacı …’un hamile kalması üzerine davalı doktora başvurduklarını ve gebeliğin takibini sürekli aynı doktora giderek yaptırdıklarını, kontroller sırasında davalı doktor tarafından davacı annenin ödemlerinin bulunduğu söylenerek, diyetisyene yönlendirildiğini, diyetisyen tarafından istenen kan ve idrar tahlilleri sonucunda aile hekimi tarafından davacı …’e preeklampsisinin bulunduğu söylenerek derhal gebeliği takip eden doktora başvurmasının söylendiğini, davacıların davalı doktora başvurduklarını ancak davalı doktorun herşeyin yolunda olduğunu söyleyerek davacıları evlerine yolladığını, 26/06/2009 günü davacı …’in rahatsızlanması üzerine davalı doktorun arandığını, doktor tarafından yapılan ameliyat sonrasında davacıların 9 aylık bebeklerinin öldüğünün anlaşıldığını, sadece tansiyonunun yüksek oluşu ve idrar tahlilinde protein değerlerinin yüksek çıkmasının ve ödemin bulunmasının bile Preeklampsi tanısının 2012/18176-2013/14005
Konması için yeterli iken davalı doktorun davacı …’u hastaneye yatırıp takibe alması gerekirken, bunu yapmayarak hatalı ve eksik tedavi uyguladığını, davalının kusuru nedeniyle bebeklerini kaybettiklerinden bahis ile davacı … için 12.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, … için 100.000,00 Işık Yakut için 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 260.000,00 TL tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemşlerdir.
Mahkemece,davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davadavacı doktorun hamilelik sürecini takip ettiği halde hatalı ve eksik teşhis ve tedavi sonucunda bebeğinin öldüğünü ileri sürerek maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup davalılar davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, alınan bilir kişi raporuna itiraz üzerine Adli Tıp Kurumu’ndan alınan raporda bebeğin ölümünün plasenta dekolmanına bağlı meydana geldiği belirtildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Bir davada dayanılan olguları hukuksal açıdan nitelendirmek ve uygulanacak yasa hükümlerini arayıp bulmak hâkimin doğrudan görevidir. ( 1086 sayılı HUMK. 76. md.. 6100 sayılı HMK. 33. md. ). Davanın temelini vekillik sözleşmesi oluşturmaktadır. Dava, davalı doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır ( B.K. 386, 390 md ). Vekil, … görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de, bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır ( B.K. 390/II ). Vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur ( B.K. 321/1 md ). O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları ( hafif de olsa ) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktorlar, hastalarının zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor, tıbbi çalışmalarda bulunurken, bazı mesleki şartları yerine getirmek, hastanın durumuna değer vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak, tedaviyi her türlü tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor, ufak bir tereddüt gösteren durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmalı, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmalı ve en emin yolu tercih etmelidir ( Bkz. Tandoğan,
Borçlar Hukuk Özel Borç İlişkileri, Cild, Ank.1982, Sh.236 vd). Gerçektende mesleki bir işgören; doktor olan vekilden ona güvenen muvekkil titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemekte haklıdır. Titiz bir özen göstermeyen vekil, B.K. 394/1 uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.
Somut olaya baktığımız da, davacı …’in şirkete ait hastanede davalı doktor tarafından hamilelik sürecinin takip edildiği ihtilafsızdır. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. İhtisas Kurulu’nun 29.06.2011 tarihli raporunda, “dosyadaki tıbbi belgelere göre bebeğin ölümünün plasenta dekolmanına bağlı meydana geldiği, kişinin gebelik takiplerinin uygun sıklıkta hem aile sağlığı merkezi hem de op. Dr. … tarafından yapıldığı, her iki merkede ölçülen tansiyon değerlerinin normal sınırlarda olduğu, davalı doktor tarafından düzenli USG yapıldığı, 11-18-24/06/2009 tarihlerinde NST çekildiği, 26/06/2009 tarihinde kişinin aktif vajinal kanama şikayeti ile geldiği, acil sezaryene alındığı, ancak rahim içi ölü bebeğin doğurtulduğu, geniş bir alanda plasenta dekolmanı görüldüğü, plasenta dekolmanının önlenemez bir durum olduğu dikkate alındığında davalı doktorun uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu” açıklanmıştır. Mahkemece , Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı doktorlarından alınan 24.1.2011 tarihli raporda ise “..dekolman plesentanın kadın doğumda önlenemeyen komplikasyon grubuna girdiğini, bu nedenle doğrudan fetal ölüme değil, risk artışı olan durumun tedavisine yönelik hususların yerine getirilmesindeki kusur şeklinde değerlendirilmesi gerektiği..” belirtilmiştir. Hal böyle olunca, her ne kadar bebeğin ölümünün plesenta dekolmanından kaynaklanmakta ise de bu durumun önceden tespitinin mümkün olup olmadığı, buna ilişkin önlemlerin alınabilip alınamayacağı ile bu hususlarda davalı doktorun herhangi bir kusurunun olup olmadığı hususunda bir belirleme yapılmadığı gibi alınan iki rapor arasındada tam bir uyum bulunmamakta olup, Adli Tıp Kurumu raporu bu haliyle hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. O halde mahkemece yapılacak …, Üniversitelerin ana bilim dallarından seçilecek aralarında kadın doğum uzmanının da bulunduğu, konularında uzman doktorlardan oluşturulacak bir bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilerek, davalıların açıklanan hukuki konum ve sorumlulukları, dosyada mevcut delillerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilip, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalıların sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunup bulunmadığını gösteren, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece, değinilen bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya 2012/18176-2013/14005
aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davacıların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davacıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,990,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 21,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 28.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.