YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19154
KARAR NO : 2012/28705
KARAR TARİHİ : 17.12.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile yapılan sözleşme kapsamında davalının kullanmış olduğu tüketici kredisini ödememesi üzerine muaccel olan kredi borcunun tahsili amacıyla davalı hakkında icra takibi yaptıklarını, davalı tarafından icra takibine vaki itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek, haksız itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, tüketici kredisi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını, ayrıca hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun ve süresinde keşide edilmediği gibi usulüne uygun tebliğ bulunmaması nedeniyle temerrüt oluşmadığını ve faiz miktarlarını da kabul etmediğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 67. maddesine dayalı itirazın iptaline ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, süresinde ödenmeyen Tüketici Kredisi borcundan kaynaklanan alacak miktarı ile temerrüt faizinden kaynaklanmaktadır. Davacı, davalının kullandığı tüketici kredisi taksitlerinin aksatılması nedeni ile kat ihtarı gönderilerek takip başlatıldığını ancak davalının başlatılan icra takibine itiraz ettiğini belirterek vaki itirazının iptali istemi ile eldeki davayı açmıştır.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 10. maddesi tüketici kredisi hükümlerini düzenlemiş olup, davacı ile davalı arasında düzenlenmiş bulunan dava konusu sözleşme de, bu düzenleme kapsamında bir tüketici kredisi sözleşmesidir. Anılan yasa maddesinin birinci fıkrasında tüketici kredisinin tanımı yapıldıktan sonra ikinci fıkrasında da “Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksiti ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az 1 hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Dosya içinde mevcut ihtarnamelere göre; davacı tarafından davalıya 26.02.2009 tarihinde gönderilen ihtarname ile ocak ve şubat aylarına ait kredi taksitlerinin ödenmemesi nedeniyle 1 hafta süre verilerek,ödenmeyen taksitlerin bu sürede ödenmesini aksi halde geri kalan borcun tamamının tahsil edileceği ihtar edilmiş, akabinde 26.03.2009 tarihli ihtarname gönderilerek, 26.02.2009 tarihli ihtarnameye atıfla tüm borcun muaccel hale geldiği belirtilerek 17.209 TL’nin derhal ödenmesi ihtar edilmiştir. Mahkemece karara esas alınan bilirkişi raporunda sadece 26.03.2009 tarihli ihtarname dikkate alınarak, bu ihtarnameye göre değerlendirme yapılmak suretiyle 4077 sayılı yasanın 10. maddesine göre önce ödenmeyen taksitler yönünden 1 haftalık süre tanınmasına ilişkin ihtar yapılmadığı, sadece tüm borcun muacceliyetine ilişkin 26.03.2009 tarihli ihtar yapıldığı ve tüm borcun muaccel hale gelmediği sadece icra takip tarihine kadar ödenmeyen 4 taksit bedeli olan 5.349 TL üzerinden borçların muaccel olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Davacı tarafından bilirkişi raporuna itiraza yönelik verilen itiraz dilekçesinin ekinde 26.02.2009 tarihli ihtarname mahkemeye sunulmuş olup mahkemece davalının sunduğu 26.02.2009 tarihli ihtarname içeriğine göre itirazları değerlendirmek üzere ek rapor alınmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece davacının sunduğu 26.02.2009 ve 26.03.2009 tarihli ihtarname içerikleri bir bütün olarak değerlendirilmek üzere bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.