Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/20420 E. 2012/30386 K. 31.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20420
KARAR NO : 2012/30386
KARAR TARİHİ : 31.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, adına kayıtlı olan … plaka sayılı aracı, Davalı …’a satılmak üzere … … isimli şahsa vekalet verip aracı da teslim ettiğini, davalının aracın devrini geciktirmesi üzerine Noterlik kanalıyla ihtarname çekildiğini, anılan aracın … Coşkun tarafından 2003 yılında dava dışı …’a satıldığının ve bu şahsa devrinin yapılması yönünde talimatı üzerine adı geçen şahsa devrinin yapıldığını, buna karşın davalı tarafından hakkında araç bedelinin ödenmediği ve bir kısım masraflar yapıldığı iddiasıyla İzmir 5.İcra Müdürlüğü’nün 2004/2415 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takip konusu edilen 21.545,65 TL’den borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini dilemiştir.
Davalı, davacı tarafın sahibi olduğu aracı satın alıp bedelini ödemelerine karşın, talimatları olmadan dava dışı 3. şahsa sattığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya 11.967,00 borçlu olduğunu, fazlasından borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Davacı, adına kayıtlı aracı, davalı …’a satmak üzere … Coşkun isimli şahsa vekalet verdiği halde, satışın geciktirildiğini, bu nedenle kendisinin ihtar çektiğini, akabinde tarafına devrin … isimli şahsa yapılmasının söylenmesi üzerine Noter satışını gerçekleştirdiğini, buna karşın …’ın hakkında takip başlattığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı ise aracın devrinin …’a yapılması konusunda davacıya bir talimatı olmadığını bildirmiştir. Mahkemece, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle aracın …’a satış sözleşmesindeki kasko bedeli üzerinden borçlu olduğunun tespiti ile, fazla istemin reddine karar verilmiştir. Kural olarak belgeye dayanmayan menfi tespit davalarında ispat külfeti alacağını
2012/20420-30386
kanıtlamakla yükümlü olan davalı-alacaklıdadır. Gerçekten de, davalı takipte arac için ödenen bedel olan 25.000 DM karşılığı olan 20.695,650 TL ile 850.000 TL masraf için belgesiz takibe geçmiş ve itiraz edilmemesi üzerine takip kesinleşmiştir. Bu durumda ispat külfeti davalı alacaklıda olmakla birlikte Davacı yan da akti ilişkiyi inkar etmemiş ve aralarında yapılan harici ve sözlü araç sözleşmesi nedeniyle aracını teslim edip bedelini aldığını açıklamıştır. Bu durumda ispat külfeti artık davacıya geçmiştir. Davacı, aracın devrini … isimli şahsa davalının talimatıyla yapıldığını ispatlamalıdır. İspat külfeti Davacıda olmakla birlikte, davacı tarafından davalı tarafa çekilen ihtarnameye davalı ile dava dışı … ve … Coşkun birlikte cevap vermişler ve 6.1.2004 tarih ve 497 yevmiye sayılı İhtarnameyle, cevap vermişler ve bu ihtarnamede; aracın kendilerine teslim edildiğini, keza, Bornova 4. Noterliğinden hem satış hem de ruhsat çıkarmak için ayrı ayrı vekaletname verdiğini, ancak aracın o tarihte bakım amacıyla … isimli şahsa verildiği ve geri gelmediği için aracın ruhsatının çıkartılmasının mümkün olmaması ve satışını da alamadıkları, bu durum karşısında C.Savcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını, bu arada aracı 3. şahsa satmış olduğunu bu nedenle aracı için ödenen 25.000 DM ile araca yapılan masrafları talep etmişlerdir. Davalı ve dava dışı şahısların birlikte çektikleri bu ihtarnamede, sözü edilen aracı teslim alıp dava dışı … isimli kişiye bakım amacıyla verdiklerini kabul etmişlerdir. Bu durumda Davalı taraf aracı aldıklarını ve …’a teslim ettiklerini açıkladıklarına göre, bu savunma ile davacının iddiası örtüşmektedir. Aracın, Davalının elindeyken …’a teslim edilmesi ve Davacı’nın da daha sonra Noter kati satış sözleşmesinin bu şahıs ile yapılması Davalı tarafın talimatı olduğunu göstermektedir. Bu fiili karinenin aksini davalı kanıtlamalıdır. Öyle olunca, mahkemece, Davalı tarafa “davacıya yemin teklif etme” hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalının temyiz itirazları incelenmemiştir.
SONUÇ Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 177.75 TL temyiz harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.