Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/2061 E. 2012/9935 K. 11.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2061
KARAR NO : 2012/9935
KARAR TARİHİ : 11.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALI-K.DAVACI: … San. Tic. A.Ş vekili avukat …

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARARD
avacı, davalı ile aralarında akdettikleri ortaklık sözleşmesi gereğince bir restoran üzerinde ticari faaliyetlerine devam ettiklerini, kendisinin üzerine düşen tüm edimlerini yerine getirdiğini, sözleşmenin 14.maddesi gereğince işyerinin herhangi bir zarar görmesi neticesinde sigortadan alınacak paranın taraflar arasında paylaşılmasına karar verildiğini ve restoranda 2009 yılında yangın çıktığını, bu nedenle davalının sigortadan belli bir meblağ para aldığını ancak tahsil ettiği tazminattan davacıya düşen payı ödemediğini beyanla sigortadan alınan tazminatın yarısının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne, 74.000,00 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı davanın ise reddine karar verilmiş, verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- … Hukuk Genel Kurulunun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04. 1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorum1ayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz
2012/2061-9935
verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381, 388 ve 389 maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 388.maddesinin son fıkrası ile “Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek, gerekçede davalının sigortadan 148.800,00 TL tahsil ettiği ve davacının sözleşmenin 14.maddesine göre bu paranın yarısını isteme hakkına sahip olduğu anlatıldığı halde davanın kabulü dendiği halde hüküm fıkrasında ‘74.400,00 TL yerine 74.000,00 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine’ denmekle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması, HUMK.’nun 388/son madde ve fıkrası gereğince hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davalının diğer temyiz itirazım incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 1.117.30 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 11.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.